Ermeni meselesinde söyleyeceklerimiz var

Alman Parlamentosu’nda 1915 olaylarının “soykırım” karar tasarısı olarak geçmesiyle birlikte Ermeni meselesi yeniden alevlendi. Bu konuda Türkiye’yi ‘suçlamaya’ yönelik yapılan lobi çalışmaları içimizdeki ‘Alman sevdalısı ve Ermenistan dostlarını’ harekete geçirdi. Tabii durum böyle olunca bizim de söyleyeceklerimiz oluyor haliyle.

“Nasıl?” diye soracak olursanız başlayalım. Hiç şüphesiz o dönem yaşanan zulümleri en çok hissedenlerden biri de Irgatoğulları ailesidir. Her yıl nisan ayında ısıtılarak önümüze konan Ermeni Meselesi bu kez Almanya’nın hamlesiyle gündeme geldi. Türkiye haklı olarak buna karşı çok sert tavır alıyor.

Şimdi dilerseniz arşivdeki bir yazımdan da yararlanarak bu meselenin biraz tarihsel sürecinden bahsedip asıl konunun acıklı örneğine geçelim. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan olaylar, Rusya’nın da en büyük desteği ile tam bir zulme dönüştü. Acı tablolar yaşandı: “Rus ve Ermeni kuvvetleri, şehrin (Kars) dörtte üçünü yakıp yıktılar. 60 bin kişilik Kars nüfusu, katliam ve kaçmadan dolayı 10 bine düştü. (Yunus Zeyrek, Bu Dosyayı Kaldırıyorum. s.18)

Osmanlı ülkesinde ilk planlı Ermeni ayaklanması 1890 yılı Haziran’ında Erzurum’da meydana geldi. Camilerde insanlar diri diri yakıldı. Hemen her devirde Osmanlı düşmanlarıyla iş birliği yapan Ermeniler, bu özellikleri ile yine dikkat çekmişti. Bu tür unsurların bertaraf edilmesi için 27 Mayıs 1915’te çıkarılan sevkiyat kanunu, bu unsurların başka yerlere naklini emrediyordu. İşte kıyameti koparılan Tehcir Kanunu budur.

Mazlum gösterilen Ermeniler, Alman Subayı Otto Fencher’in anılarında şöyle anlatılıyor:  “Bir akşam 3 Ermeni’nin bir Türk kızına sataştıklarını gördüm. Kızın feryadı üzerine Ermenilerden biri, üzerinde taşıdığı bıçakla kızı hemen öldürdü…” (Y.Z. Bu Dosyayı Kaldırıyorum s.53).

1877-78’de Çıldır Kenarbel’den Göle’ye kadar yalnız Ardahan’da 40 bin kişi kıyıma uğradı. Bölge tamamen Rus-Ermeni insafsızlığına terk edilmiş durumdaydı. Irgatoğulları da Ağrı Tutak’a göç etmek zorunda kaldı. Deneyimli diplomatlardan Bilal N. Şimşir’in Ermeni Meselesi kitabında o dönem (1914) şu şekilde anlatılıyor: “Rus orduları 1914 kışından Anadolu’ya karşı büyük taarruza başlarken, Kafkasya Müslüman kitlelerini de önlerine katarak yürüyorlardı. Müslüman halk Anadolu’ya doğru sürülürken eziliyor kırılıyordu.”

Şimdi bundan sonrasını Tutak Tarihi kitaplarının yazarı Arif Yılmaz’ın kaleminden okuyalım. Tutak’taki Hamidiye Alayı Komutanı olan Binbaşı Süleyman Bey, yerli işbirlikçilerin de desteği ile Ermenilere nasıl hedef gösterildi? “Hamidiye Alayları’ndan kaçan Ermeni Murat, Tutak’ta Irgatoğlu Süleyman Bey’e sığınır. Abdulmecid Bey, Süleyman Bey’den Murat’ı kendisine teslim etmesini ister. Süleyman Bey bu isteği reddeder… Bazı aileler bu olayı ‘Süleyman Bey, Ermeni Murat’ı Abulmecid Bey’e teslim etti, o da Murat’ı öldürdü’ şeklinde yayar… Amaç bu söylentinin Ermenilere işittirilmesidir. İstedikleri olur ve bu söylentiyi Ermeni çeteleri işitir.”

1914 yılında çıkan Sason İsyanı’nda yenilen Ermeni çeteleri, Rusya’ya kaçarken yol üzerinde olan Tutak’tan geçip (bu söylentiye inanarak) Irgatoğlu Süleyman Bey’in evinine baskın düzenleyecekler. Süleyman Bey’in 25 erkeğini ve kendisini esir alıp birlikte Rusya’ya gidecekler. Irgatoğlu Süleyman Bey ve ailesinin akıbetinden bir daha haber alınamayacak. Geriye ise 3 tane erkek çocuk kalır. Şimdi bir de buradan bakalım meseleye… Kim kime zulmetmiş?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir