Erdoğan’ın kafasına silah dayat(tır)an Avrupa

Türkiye’deki referandum çalışmaları, dört ayrı koldan yürüyor. Birincisi Türkiye’de ‘evet’ için çalışan kesim, ikincisi Türkiye’de ‘hayır’ için çalışan kesim, üçüncüsü Avrupa’da ‘tarafsız’ görünüp ‘evet’e karşı olan ülkeler ve dördüncüsü ise nerede oldukları belli olmayan terör örgütleri.

Türkiye’de siyasi parti olan, STK konumunda bulunan ve meşru siyasette kendi düşüncesi, kendi ideolojisi ve kendi yönetim anlayışını savunan, bunun için ‘evet’ veya ‘hayır’ diyen herkese saygı duymak gerekir. Ancak Türkiye’nin hedefleri, geleceği, diğer bir deyişle istiklali ve istikbali için mücadele yürütenlere karşı olan terör örgütleri ve Avrupalı sözde demokrasi ülkelerinin yaptığına saygı duyamayız.

Almanya ile başlayan Hollanda atlarıyla itleriyle devam eden Avusturya ile çoğalan Türkiye düşmanlığı en son İsviçre’de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şakağına silah dayatılmış bir afişle karşımıza çıktı.

Bern’de terör örgütünün bez parçaları ve ela başlarının posterleri eşliğinde yapılan gösterilerde, siyah zemin üzerine Erdoğan figürü yerleştirilerek İngilizce “Erdoğan’ı kendi silahıyla öldürün” yazan bir afiş skandalına imza atıldı.

Kendilerini demokrasinin bekçisi gören ülkelerdeki Erdoğan düşmanlığının dışavurumunda en son nokta bu olsa gerek.  Alenen suça ve şiddete davetiye çıkartan bu skandal afiş üzerine harekete geçmeyen İsviçre yargısı, ancak Türkiye’den gelen tepkiler sonucu bir soruşturma başlatabildi. Öyle garip gelişmeler yaşanıyor ki…

Oysa referandum her ülkenin kendi iç meselesidir. Ve bunun hakemi de millettir. Yani ülkenin yöneticileri bir karar alır ve son sözü söylemek üzere halkın hakemliğine başvurur. Şu anda yaşanması gereken aslında bu olmalıdır. Gel gör ki bizim referandum sanki Avrupa’da yapılıyor gibi. Avrupa’yı bir öfke sarmış, cin biberi yemiş gibi alerjiye düşmüş mosmor içindeler.

Bizim iç işlerimize karışarak hadsizliğin, hukuksuzluğun anti demokratik tavırların hepsini göstermiş oldular. Referandumda ‘evet çıkarsa biteriz’ demeye başladılar. Bunları alenen itiraf ettiler. Türkçe manşetler atarak ‘hayır’ çağrısında bulundular. İtleriyle atlarıyla Türk vatandaşlarını parçalamak istediler. Terör örgütlerine propaganda imkânı verirken, meşru hükumetin bakanlarına konuşma fırsatı vermediler.

Şimdi sırada sinsi tavırlar içinde bekleyişini sürdüren İngiltere var. Bir hamle de buradan bekliyorum. Diplomasiyi iyi işletmek ve bunlara fırsat vermemek gerekiyor. Halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’yi yalnız bırakmak için cephe oluşturan ülkelerin, en son Papa’nın etrafında verdikleri pozu unutmamak lazım.

Terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadele, Suriye’de yürüttüğümüz üstün çabaya rağmen ABD’si, Rusya’sı, İran’ı, Avrupa’sı ve diğerleri Türkiye’yi kıskaca alarak 16 Nisan’ı bekliyor. Referandum yaklaştıkça iki soru bilinçli ve sürekli gündeme getiriliyor. Bunlardan birincisi ‘evet’ desteği verenlerin aklını karıştırmak üzere “Yeni sistemde Erdoğan sonrası Türkiye nasıl olacak, bizi kim yönetecek?” İkinci soru ise ‘hayır’ desteği verenleri ikna etmek için “16 Nisan sonrası hayır çıkarsa ne değişecek?”

Şimdi soruyorum Türkiye’deki referandum oylamasında olası bir ‘hayır’ çıkması sonucu akbabalar gibi sıraya giren, Erdoğan’ın kafasına silah dayat(tır)an Avrupalı bu ülkeler, Türkiye için yarın neler yapar? Almanya ve Amerika’yı arkasına alan PKK, DHKP-C, FETÖ, YPG boş durur mu? Gezi olayları, Kobani kalkışması, yargı darbeleri, 15 Temmuz işgal girişimi yeniden devreye girmez mi?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir