"EGO"LU YOLCULUKLAR -1-

Başkent Ankara’nın belediye bünyesinde hizmet veren meşhur toplu taşıma otobüsü olan EGO’da her sabah ve akşam saatlerinde ilginç olaylar yaşanıyor, ortaya ibretlik hikayeler çıkıyor.

Bu hikâyeleri, olayları fırsat buldukça yazmak, bunlardan ders çıkarmak maksadıyla "EGO’LU YOLCULUKLAR" başlığında kısa yazılar kaleme almayı, ileride tamamlamayı düşündüğüm kitabımı okurlarla buluşturmayı arzuluyorum.

Her biri ayrı mesajlar içeren, üzerinde uzunca düşünmemiş gerektiren söylem ve eylemleri “hikâyemiz” alt başlığında aktarmaya gayret edeceğim.

EGO’daki “ilk” “hikâyemiz”:

Mevsimlerin sonbaharı gösterdiği bir Ankara sabahında, çantasını sırtlamış öğrenciler, ütülü pantolonlarını, cilalı ayakkabılarını çekmiş beyefendiler, şık giyimli ve envai çeşit parfüm ile dikkatleri üzerine çeken hanımefendiler, kimi bastonlu, kimi titrek ellerle hayata tutunan ve başımızın üstünde her daim yerleri olan ihtiyarlar, gün boyu direksiyon sallamanın vermiş olduğu yorgunluk ve gerginliğe rağmen verdiğiniz selamı alıp tebessüm etmeye çalışan şoförler...

Bir de 'Ego'larını yanına almış EGO yolcuları var. Bu yolcuların diyalogları çok geçmeden sizin de dikkatinizi çekiyor. Nasıl dikkat çekmesin ki? 150 kişilik otobüste 200’ün üzerinde yolcu olunca, ufak bir uğultu kocaman bir gürültüye dönüşüyor…

Obüsteki sıkışıklık üzerine şoförün "arka tarafa doğru ilerleyin" sesiyle irkilen (yan yana duran) iki kişiye gözüm takılıyor. Biri 15-17 yaşlarında öğrenci olduğunu tahmin ettiğim bir kız çocuğu, ikincisi ise 45-50 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim erkek. Derken diyalog başlıyor:

-Kız: “Biraz ilerler misiniz?”

-Erkek: “İlerleyecek yer yok.”

-Kız: “İlerler misiniz ya!”

-Erkek: “İnsanların üzerine mi çıkayım?”

-Kız: “Size sadece ilerlemenizi istiyorum.”

-Erkek: “Gel, buyur ablacığım sen geç bakalım nereye gideceksin.”

İki yolcu yer değiştirir

-Kız: “Sizin sorunlarınız var galiba?”

-Erkek: “Benim mi sorunum var? Sadece yer değiştirmiş olduk. Nereye gidebildiniz?”
-Kız: “Gerçekten sizin sorunlarınız var. Bakın burası genişledi.”

Burada adettendir diğer yolculardan biri mutlaka devreye girer ve bir tarafı haklı görür, ona destek verir.

-Erkek: “Sadece ikimiz yer değiştirmiş olduk. Bir adım bile ilerleyemediniz. Görüyorsunuz değil mi bana nasıl hitap ediyor? Gerçekten çok yazık. Sizin ahlaki olarak kendinizi gözden geçirmeniz lazım. Hanımefendinin galiba sorunları var?”

-Kız: “Benim mi?”

-Erkek: “Evet, sizin.”

Şoför çaresizce iç dikiz aynasından yaşananları fırsat buldukça izlemekle yetinir. Belki de bir müdahale daha etse ortam iyice gerginleşecek düşüncesiyle içinden “Bunların biri gelecek durakta inse de rahatlasak” diye iç geçirir kim bilir…

Böylece bir yolculuğun belli bir süresi iki yolcunun gereksiz bir yer değiştirmesi ile başlayıp tartışmasıyla devam etmiş oldu.

Her iki taraf da birbirlerine laf çarparak belki de "Ego"larını EGO'da tatmin etmiş oldular. Ama toplu taşıma kullanmayı, birbirimize saygı duymayı, sabredememeyi bir türlü alışkanlık haline getirip beceremiyoruz. Hadi alışkanlık haline getiremiyoruz diyelim, bari taklit edebilmeye çalışsak fena mı olur?

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir