Dünyanın en iğrenç olgusu: Ensest (4)

Ensestin nasıl başladığını, hangi tür etkilerinin olduğunu, mağdurların nasıl bir ruh halinde olduğunu yazmaya çalıştım. Yaklaşık bir haftalık yazılarımı bu konuya ayırdım. Konu, bana göre çok önemli ve hassastı. O nedenle yazmak çok da kolay olmadı. Bugünkü yazımla, 5 gün süren ensest konulu yazı dizisine son veriyorum.

Bu yazımda da ensest mağdurlarının alması gereken önlemler üzerinde durup, neticeye varmaya çalışalım. “Ensest konusunda ne tür bir önlem alınabilir?” diye bir soru akla gelebileceğinden, hep birlikte buna cevap aramaya bakalım.

Ensest konusunda, bu iğrenç olguyu önleme çalışmaları yapmak çok güçtür. Konunun tabu olması nedeniyle, kamuoyu önünde tartışılması bile yeni bir konudur. Kimileri bunun dillendirilmesinden bile rahatsız oluyor. Hatta bazı ahlaksızlar sözüm ona, ‘insanların özel hayatına karışmayınız’ diyebiliyor.

Ben de, ailelerin ve toplumun dikkatini bu konuya çekerek, benim için manevi rahatsızlık boyutu (mağdurların içinde bulunduğu ruh halini düşünmek) zor olan bir konuyu, araştırarak, okuyarak kaleme aldım. Birçoğumuz adına, bu konulardaki doğru ve yanlışları fazlasıyla araştırmak için bu bir başlangıç olabilir. Değerli okurlarımdan ricam, bu konuya veya toplumun sorunlarını dile getirecek konulara ilişkin ellerinde doküman olanlar varsa, o dokümanları e-postama gönderirlerse, kısmet oldukça onları bu köşede yayınlamaya çalışırım.

Konuyu daha fazla dağıtmadan, sonuca ilişkin tedbirleri yazalım. Tüm çocukların cinsel istismara uğrayacak potansiyeli olduğunu düşünürsek bu konularda en başta bilinçlenmek gerekiyor. Ebeveynlerin, özellikle bu konularda çok dikkatli olmaları gerekir.  Şunu biliyoruz ki, toplum içinde en gizli kalan istismar şekli cinsel istismardır. Bu tür olaylar hem aileyi hem de toplumu ilgilendiriyor.

Sadece ensest konusunda değil, birçok konuda çocukların güvenliklerinin sağlanması noktasında bazı ‘korunma’ tedbirlerinin öğretilmesi gerekir. “Güvenliklerini sağlamayı öğretmek, bedenlerini korumayı öğretmek (bazı sevgili büyüklerimizden ‘beden benim değil mi istediğim gibi kullanırım’ modelinden uzak tutarak), hayır demeyi öğretmek, yardım istemeyi öğretmek, dokunulmayı reddetmeyi öğretmek, ‘yabancılarla’ nasıl konuşulacağını öğretmek, bazı malum dizilerdeki ilişkileri örnek almamak vs. gibi güvenlik önlemleri alınmalıdır.

Hepsinin başında yine halkın bilinçlenmesi geliyor.  Bu önleme çalışmaları aynı zamanda kurumlar içine de yerleştirilmelidir. Unutmamak gerekir ki yaralar iyileşebilir ama ruhlar kolay kolay iyileşmiyor… Aile içi cinsel ilişkinin trajik boyutlara geldiği 21. yüzyılımızda acil önlem almamız gerekiyor. Bu virüsün daha fazla yayılmaması için herkes yapabileceği en iyi yardımı, üretebileceği en iyi çözümü ortaya koymalıdır.

Mağdurlar çoğu zaman kederlerini boğmak için içkiye başvuruyorlar. Ne kadar alkol alınsa da aslında o kederler boğulmuyor. Bir de bakmışsınız ki, kederler ‘yüzme’ öğrenmişler, kendilerini ‘yaşatmaya’ devam ediyorlar. Kalıcı çözümleri, yukarıda da zikrettiğimiz gibi, küçük yaşta öğretmek gerekiyor. İnsanların özgüvene ihtiyacı var. Küçücük bir sinekten korkanlar, bu insanlardan (!) nasıl korkmasınlar!

Unutulanlar: Ailedeki yaşam ekseninde asıl kaymanın var olduğunu kimse görmek istemiyor. Bu olayın aile içinde yaşanıyor olması, aile kavramının tartışılmasını gerektiriyordu. Muhafazakâr yaklaşımda olayın tartışılmaması ve bu konu yokmuş gibi davranılarak tercih edilen yaklaşımlar olmuştur. Bunlar tabii ki yanlıştır. Unutmayın: yaralar iyileşebilir ama ruhlar iyileşmeyebilir!

Dünyanın en iğrenç olgusu: Ensest (4)

Ensestin nasıl başladığını, hangi tür etkilerinin olduğunu, mağdurların nasıl bir ruh halinde olduğunu yazmaya çalıştım. Yaklaşık iki haftalık yazılarımı bu konuya ayırdım. Konu, bana göre çok önemli ve hassastı. O nedenle yazmak çok da kolay olmadı. Bugünkü yazımla, 4 gün süren ensest konulu yazı dizisine son veriyorum.

Bu yazımda da ensest mağdurlarının alması gereken önlemler üzerinde durup, neticeye varmaya çalışalım. “Ensest konusunda ne tür bir önlem alınabilir?” diye bir soru akla gelebileceğinden, hep birlikte buna cevap aramaya bakalım.

Ensest konusunda, bu iğrenç olguyu önleme çalışmaları yapmak çok güçtür. Konunun tabu olması nedeniyle, kamuoyu önünde tartışılması bile yeni bir konudur. Kimileri bunun dillendirilmesinden bile rahatsız oluyor. Hatta bazı ahlaksızlar sözüm ona, ‘insanların özel hayatına karışmayınız’ diyebiliyor.

Ben de, ailelerin ve toplumun dikkatini bu konuya çekerek, benim için manevi rahatsızlık boyutu (mağdurların içinde bulunduğu ruh halini düşünmek) zor olan bir konuyu, araştırarak, okuyarak kaleme aldım. Birçoğumuz adına, bu konulardaki doğru ve yanlışları fazlasıyla araştırmak için bu bir başlangıç olabilir. Değerli okurlarımdan ricam, bu konuya veya toplumun sorunlarını dile getirecek konulara ilişkin ellerinde doküman olanlar varsa, o dokümanları e-postama gönderirlerse, kısmet oldukça onları bu köşede yayınlamaya çalışırım.

Konuyu daha fazla dağıtmadan, sonuca ilişkin tedbirleri yazalım. Tüm çocukların cinsel istismara uğrayacak potansiyeli olduğunu düşünürsek bu konularda en başta bilinçlenmek gerekiyor. Ebeveynlerin, özellikle bu konularda çok dikkatli olmaları gerekir.  Şunu biliyoruz ki, toplum içinde en gizli kalan istismar şekli cinsel istismardır. Bu tür olaylar hem aileyi hem de toplumu ilgilendiriyor.

Sadece ensest konusunda değil, birçok konuda çocukların güvenliklerinin sağlanması noktasında bazı ‘korunma’ tedbirlerinin öğretilmesi gerekir. “Güvenliklerini sağlamayı öğretmek, bedenlerini korumayı öğretmek (bazı sevgili büyüklerimizden ‘beden benim değil mi istediğim gibi kullanırım’ modelinden uzak tutarak), hayır demeyi öğretmek, yardım istemeyi öğretmek, dokunulmayı reddetmeyi öğretmek, ‘yabancılarla’ nasıl konuşulacağını öğretmek, bazı malum dizilerdeki ilişkileri örnek almamak vs. gibi güvenlik önlemleri alınmalıdır.

Hepsinin başında yine halkın bilinçlenmesi geliyor.  Bu önleme çalışmaları aynı zamanda kurumlar içine de yerleştirilmelidir. Unutmamak gerekir ki yaralar iyileşebilir ama ruhlar kolay kolay iyileşmiyor… Aile içi cinsel ilişkinin trajik boyutlara geldiği 21. yüzyılımızda acil önlem almamız gerekiyor. Bu virüsün daha fazla yayılmaması için herkes yapabileceği en iyi yardımı, üretebileceği en iyi çözümü ortaya koymalıdır.

Mağdurlar çoğu zaman kederlerini boğmak için içkiye başvuruyorlar. Ne kadar alkol alınsa da aslında o kederler boğulmuyor. Bir de bakmışsınız ki, kederler ‘yüzme’ öğrenmişler, kendilerini ‘yaşatmaya’ devam ediyorlar. Kalıcı çözümleri, yukarıda da zikrettiğimiz gibi, küçük yaşta öğretmek gerekiyor. İnsanların özgüvene ihtiyacı var. Küçücük bir sinekten korkanlar, bu insanlardan (!) nasıl korkmasınlar!

Unutulanlar: Ailedeki yaşam ekseninde asıl kaymanın var olduğunu kimse görmek istemiyor. Bu olayın aile içinde yaşanıyor olması, aile kavramının tartışılmasını gerektiriyordu. Muhafazakâr yaklaşımda olayın tartışılmaması ve bu konu yokmuş gibi davranılarak tercih edilen yaklaşımlar olmuştur. Bunlar tabii ki yanlıştır. Unutmayın: yaralar iyileşebilir ama ruhlar iyileşmeyebilir!

                                                                                             

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir