Dünyanın en iğrenç olgusu: Ensest (1)

Okuduğum haberlerden yola çıkarak dün bir konuya değinmiştim. Ve makalemi bitirirken şu ifadelere yer vermiştim:“Bunlar konuşuldukça bilinçlenme de artacaktır. İnşallah toplum olarak, bu iğrençliğin önüne geçilecektir.”

Geçmişte zamanlarda bu konulara ilişkin bazı okumalar ve araştırmalar yaptım. Hafızamda kalanlar ve kayda geçtiğim notlarımdan da yararlanarak bugün, bu konuyu biraz daha açmak istiyorum.  Sevgi ve sadakatten yoksun, merhamet duygularını yitirmiş bireyler, aile kurumunu yıpratmaya devam ediyor. Sevginin insanlar arasında eşsiz bir yere sahip olduğunu unutuyoruz. Seven ve sevilenin yerini ‘mağdur ve saldırganın’ aldığı bir toplumda sevgiden ne kadar bahsedebiliriz ki!

Aile müessesesinin tarihsel gelişimi içerisinde kan yakınları arasında evliliklerin yaşanmış olması gerektiği Morgan ve Engels tarafından savunulmuştur! Eski Yunan ve Roma’da yetişkinler ile çocuklar arasında gerçekleşen cinsel ilişkinin “kabul edilebilir” bir davranış olduğu bilinmektedir. Eski Yunan mitolojisinde iki kardeş tanrı Zeus (Jüpiter) ile Hera (Iuno)’nın cinsel ilişkide bulunmaları çok “doğal bir olay” olarak anlatılmaktadır.

Bu hatırlatma karşısında Hz. Âdem’in çocuklarını örnek verenler olabilir. Onlardan sonra, Allah’ın ayetlerinde (Nisa s. 22-23) bu davranış yasaklanmıştır. Dolayısıyla böyle bir gerekçeye sığınacak olanlar baştan yanılıyorlardır. Ensest konusunu, Kur’an’ın yanı sıra İncil ve Tevrat da yasaklamıştır. Bu konu, hem din kitaplarında ele alınmış ve yasaklanmış hem de toplum kuralları konusunda belirleyici olmaya çalışmıştır. Bu çirkin olgunun toplumsal, ahlaksal, hukuksal birçok boyutu vardır. Ensest olgusunun hukuksal boyutuna baktığımızda bununla ilgili kanunda yer alan maddeleri görüyoruz.

Çocukların Cinsel İstismarı Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 103. Madde’sinde düzenlenmiştir. “Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Yani hukuksal olarak da bu yasaklanmıştır! Peki, bu cinsel istismar türleri nasıl işleniyor veya nasıl adlandırılıyor?

Cinsel istismar türlerini “temas içeren” ve “içermeyen olarak” birçok başlıkta toplayabiliriz. Bunlar: Cinsel konuşmalar, teşhir, röntgencilik, cinsel dokunma, oral ilişki… vs. (İsimlerini yazmak bile ürkütücü.) Yazdığım son haberlere de bakarak, ensest ilişkide akla ilk gelenlerin başında baba-kız ilişkisinin yer aldığını biliyoruz. Bunun nedeni de yaşanan olayların birçoğunun baba-kız arasında gerçekleşmesi ve bunun aktarılmasıdır. Bunun dışında kardeşler arasında ensest, baba-oğul, anne-oğul, anne-kız, büyükbaba-torun, büyükanne-torun, dayı/amca-yeğen, hala/teyze-yeğen ensesti… vs.

Bir çocuğun kendini güvende hissedeceği yer neresidir? ‘Evidir’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, evidir, ailesidir, annesidir, babasıdır. Ensest çoğunlukla, çocuğa ve gence en yakın en güvenilecek pozisyonda olan baba, büyükbaba, erkek kardeş, ağabey, amca, teyze, hala gibi birinci dereceden yakın akrabalar tarafından yapılmaktadır. İstatistiklere göre kız çocukları erkek çocuklara oranla daha fazla cinsel istismara uğruyor.

Ensest ilişkilerin genellikle düşük gelir gruplarında yaşandığı izlenimi vardır. Ancak bunun doğru olduğu söylenemez. Varlıklı insanların bu tür olayları örtbas etmesi daha kolaydır. Bu da olayların su yüzüne çıkmasını engelliyor. Durum her ne kadar böyle görünse de, gerçekler çok fazla saklanamıyor. Sevgi ortamında olmak isteyen, annesinden, babasından, yakın akrabasından güven bekleyen çocuklar ve gençler nelere maruz kalıyorlar! Beklediği güveni bulamayan, yaşadıkları karşısında yıkılan çocuklarımız, gençlerimiz ve onların kararan hayatlarından başka geriye kalan bir şey var mı? Sadece yalnızlık ve terk edilmişlik kalıyor.

Unutulanlar: Ekonomik nedenlerin dışında, bu tür olaylarda kültürel boyutların da önemli olduğunu unutmamak gerekir. Bir paranın ne kadar ‘gücü’ varsa, bir törenin veya bir başka kültürel boyutun da o kadar ‘etkisi’ vardır. Kararan hayatlar, yıkılıp kaybolan hayaller, ümitsiz bekleyiş… Bunları yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur!

Dünyanın en iğrenç olgusu: Ensest (1)

Okuduğum haberlerden yola çıkarak enseste değinmek istiyorum. Geçmişte yaptığım araştırmalar, hafızamda kalanlar ve kayda geçtiğim notlarımdan da yararlanarak bugün, bu konuyu biraz daha açmak ve bir yazı dizisi sunmak istiyorum.

Sevgi ve sadakatten yoksun, merhamet duygularını yitirmiş bireyler, aile kurumunu yıpratmaya devam ediyor. Sevginin, insanlar arasında eşsiz bir yere sahip olduğunu unutuyoruz. Seven ve sevilenin yerini ‘mağdur ve saldırganın’ aldığı bir toplumda sevgiden ne kadar bahsedebiliriz ki!

Aile müessesesinin tarihsel gelişimi içerisinde “kan yakınları arasında evliliklerin yaşanmış olması gerektiği” Morgan ve Engels tarafından savunulmuştur! Eski Yunan ve Roma’da yetişkinler ile çocuklar arasında gerçekleşen cinsel ilişkinin “kabul edilebilir” bir davranış olduğu bilinmektedir. Eski Yunan mitolojisinde iki kardeş tanrı Zeus (Jüpiter) ile Hera (Iuno)’nın cinsel ilişkide bulunmaları çok “doğal bir olay” olarak anlatılmaktadır.

Bu hatırlatma karşısında Hz. Âdem’in çocuklarını örnek verenler olabilir. Onlardan sonra, Allah’ın ayetlerinde (Nisa s. 22-23) bu davranış yasaklanmıştır. Dolayısıyla böyle bir gerekçeye sığınacak olanlar baştan yanılacaklardır. Ensest konusu, Kur’an’ın yanı sıra İncil ve Tevrat da yasaklamıştır. Bu konu, hem din kitaplarında ele alınmış ve yasaklanmış hem de toplum kuralları konusunda belirleyici olmaya çalışmıştır. Bu çirkin olgunun toplumsal, ahlaksal, hukuksal birçok boyutu vardır. Çocukların Cinsel İstismarı Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 103. Madde’sinde düzenlenmiştir. “Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Yani hukuksal olarak da bu yasaklanmıştır!

Peki, bu cinsel istismar türleri nasıl işleniyor veya nasıl adlandırılıyor?

Cinsel istismar türleri “temas içeren” ve “içermeyen olarak” iki ana başlıkta toplanıyor. Bunlar: Cinsel konuşmalar, teşhir, röntgencilik, cinsel dokunma, oral ilişki… vs. (İsimlerini yazmak bile ürkütücü.) Yazdığım son haberlere de bakarak, ensest ilişkide akla ilk gelenlerin başında baba-kız ilişkisinin yer aldığını biliyoruz. Bunun nedeni de yaşanan olayların birçoğunun baba-kız arasında gerçekleşmesi ve bunun aktarılmasıdır. Bunun dışında kardeşler arasında ensest, baba-oğul, anne-oğul, anne-kız, büyükbaba-torun, büyükanne-torun, dayı/amca-yeğen, hala/teyze-yeğen ensesti… vs.

Burada şunu sormak gerek: “Bir çocuğun kendini güvende hissedeceği yer neresidir?” ‘Evidir’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, evidir, ailesidir. Ensest çoğunlukla, çocuğa ve gence en yakın en güvenilecek pozisyonda olan baba, büyükbaba, erkek kardeş, ağabey, amca, teyze, hala gibi birinci dereceden yakın akrabalar tarafından yapılmaktadır. İstatistiklere göre kız çocukları erkek çocuklara oranla daha fazla cinsel istismara uğruyor.

Ensest ilişkilerin genellikle düşük gelir gruplarında yaşandığı izlenimi yaygındır. Ancak bunun doğru olduğu söylenemez. Varlıklı insanların bu tür olayları örtbas etmesi daha kolaydır. Bu da olayların su yüzüne çıkmasını engelliyor. Durum her ne kadar böyle görünse de, gerçekler çok fazla saklanamıyor. Sevgi ortamında olmak isteyen, annesinden, babasından, yakın akrabasından güven bekleyen çocuklar ve gençler nelere maruz kalıyorlar! Beklediği güveni bulamayan, yaşadıkları karşısında yıkılan çocuklarımız, gençlerimiz ve onların kararan hayatlarından başka geriye kalan bir şey var mı? Sadece yalnızlık ve terk edilmişlik kalıyor. Ekonomik nedenlerin dışında, bu tür olaylarda kültürel boyutların da önemli olduğunu unutmamak gerekir.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir