Dört gözle bekliyorlar

23 Kasım Salı günü Hürriyet gazetesi, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün ‘Bedelli askerlik’le ilgili açıklamalarını manşete taşıyarak “Bedelli lobisi pompalıyor” şeklinde okurlarının karşısına çıktı.

Gönül Hürriyet’e yaptığı açıklamada “Bedelli askerlikle ilgili bir çalışma bulunmadığını, bunu ülkede sürekli pompalayan b,ir bedelli lobisinin olduğunu” söylüyordu. Sadece “bedelli” değil, askerlik süresinin kısalmasına ilişkin de birçok açıklamayı medyada okuduk, izledik. İşte bu ve buna benzer birçok açıklama, özellikle silâhaltındaki askerlerde bir “ümit ışığı” niteliği kazanmış durumda.

Bugün yazacaklarım da Kurban Bayramı’nı geçirmek üzere Ankara’dan Doğu’ya, Ağrı’ya hareket ettiğimde konuştuğum askerlerin beklentilerini yansıtamaya çalışacak. Seyahat programımı zamanında yapamamanın verdiği sıkıntıyla bir yolculuk yapmak zorunda kalıyorum. Uçaklarda yer kalmadığı için 14 saatlik yolculuğumu otobüsle gerçekleştiriyorum. Son anda bilet bulmanın sevinciyle bindiğim otobüste beklemediğim manzaralarla karşı karşıya geliyorum.

Bayram yoğunluğu nedeniyle otobüsler tıklım tıklım doluyor. Doğu’ya giden otobüslerin bir kısmı da koridorlarda bile yolcu taşımayı göze alıyor. İşte bu koridorlarda, gazeteleri yere sererek onların üzerinde uyumaya çalışarak, daha doğrusu kıvranıp durarak yolculuk yapmak zorunda kalan bir askerle konuşma fırsatı yakalıyorum.

O gazetelerin yere serildiğini gördüğümde içimde bir “cızıltı” hissediyorum. Nedeni ise, o gazetenin çıkarılması için harcanan emek olsa gerek. Gazete sayfalarının hiç bozulmamış olması, o gazetenin okunmadan yere serildiği izlenimini oluşturuyordu bende. Bu üzüntüyü yaşamayı bir tarafa bırakıp, asker Rıdvan’ı anlatalım.

Asker olduğunu saç ve sakal tıraşına bakarak tahmin ettiğim gence “Asker misiniz?” sorusunu sorarak, kendisiyle tanışıp, konuşmaya başlıyorum. Asker ve isminin Rıdvan olduğunu öğrendiğim gençle konuşurken -onun gideceği yerin benden de uzak olduğunu bilerek- ilk önce, “otobüste boş koltuk olmadığı halde, neden koridorda yolculuk etmek istediğini” soruyorum.

Aldığım cevap beni, hem hüzünlendiriyor hem de düşündürüyordu. Asker olduğunu ve askerde bir günün bile çok önemli olduğunu söyleyen Rıdvan, “Bir günümün bile boşa gitmesindense koridorlarda yolculuk etmeye razıyım” diyordu. Bu konuşmaların ardından sivil hayatta neler yaptığını ve ailesinin durumunu soruyorum.

Sivil hayatta inşaat işçiliği yaparak ailesinin geçimini sağlayan Rıdvan, bir taraftan da ailesinin bakımını düşünüyor. Yaklaşık yarım saatlik bir sohbet esnasında Rıdvan’la çok şey konuşma imkânımız oluyor. Askeriyedeki durumları ve askerlik süresiyle ilgili olarak, silâhaltındaki askerlerin durumunu öğrenmeye çalışırken, çok önemli mesajlar alıyordum. Silâhaltındaki askerlerin,  askerlik süresinin kısalmasını “dört gözle” beklediklerini söyleyen Rıdvan, “Askerlikle ilgili haberleri fırsat buldukça takip ediyoruz, askerlik süresinin kısalmasını hepimiz sabırsızlıkla bekliyoruz” diyor.

Günlerdir askerlikle ilgili yapılan tartışmalar askerlerin psikolojisini önemli ölçüde etkilemiş görünüyor. Beklenti içerisinde olan askerler, bu tartışmaların sonuçlanmasını istiyor. Peki, askerlik süresi tartışmalarını ilgiyle takip eden askerlere, bulundukları birliklerde nasıl davranılıyor? Bu sorunun cevabını da otobüste bulunan 4 asker içerisinden konuşma fırsatını elde ettiğimiz Rıdvan’a soruyorum yine.

Sizler bu satırları okurken, Kütahya’da “Acemi askerliğini” tamamlayan Rıdvan, şimdilerde Gümüşhane’deki birliğine teslim olmuş, geriye kalan askerlik süresini orada tamamlıyor olacak. Kendilerine “çok iyi” davranıldığını söyleyen Rıdvan, bu cümleleri kurmadan önce, biraz duraksıyor, sonra da “İyi davranıyorlar” açıklamasını yapıyor.

Unutulanlar: Rıdvan ve Rıdvan gibi binlerce askeri “ümitlendiren” ‘askerlik süresi ve bedelli askerlik’ tartışması bir an evvel çözüme kavuşturulmalıdır. Ümitler yok olunca, bu işin de kıymeti kalmaz!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir