“Doğal yönetim merkezi” olan sosyal medya

Yeni medya mecrası olarak adlandırdığımız sosyal medya, birçok siyasetçinin ve sivil vatandaşın “Doğal yönetim merkezi” haline geldi.

21. yüzyıl teknoloji çağında 7’den 77’ye hemen herkesin internetle muhatap olduğu bir dönemdeyiz. Mektupların yerini maillerin, muhabbetlerin yerini mesajlaşmaların aldığı bir dönemde internet bağlantısı olan cihazlarımız bizleri “yönetmeye” başladı.

Teknolojinin gelişmesiyle iletişim yeteneklerimiz de değişti. Muhabbetli iletişimden mektuplu iletişime, oradan kablolu telefona, ardından cep telefonuna derken, internetin kucağına düştük.

Dokunmatik telefonlar, tabletler bizleri adeta “Dokunmatik yaşamlara” itti. Henüz anne baba demeyi öğrenmiş ama kendini tanımayan çocuklarımıza, dokunmatik ekranları öğretir olduk. Biraz daha ileri gidip, hep birlikte sosyal medyanın hengâmesinde kendimize ‘yön’ bulduk!

Siyasetçiler, sporcular, sanatçılar, iş insanları, magazin dünyası derken, onları örnek alan çocuklarımız, gençlerimiz; Facebook, Twitter, Instagram, TikTok, YouTube üzerinden ‘like and dislike’larla tanıştı.

Amcasını, dayısını, halasını, teyzesini, dedesini, ninesini, kuzenini tanımayan çocuklar, akrabayı taallukatın suretinden önce bu âleme “akıp” ‘like - dislike’ simgelerini öğrendi, bilinçaltına bunu yerleştirdi ve neredeyse muhabbeti unuttu.

Sosyal medya hayatımızın öyle bir vazgeçilmezi oldu ki içimizde biriktirdiklerimiz, birbirimizin yüzüne söyleyemediklerimiz, söylemekten hayâ ettiklerimiz için bu mecra bulunmaz(!) bir fırsata dönüştü. Güzel ve faydalı işler için kullanılabildiği gibi kötü niyetli kullanımlara daha bir önem verildi.

Örneğin; Twitter’da her gün hatta her saat başında farklı bir gündem (Trend Topic TT) oluşturulmaya çalışılıyor. En keskin siyasi söylemler, en galiz küfür ve hakaretler, en üretici içerikler, en parlak fikirler, en popüler capsler, en etkili anketler, en sert eleştiriler, en kolay reklamlar bu mecralara taşındı.

Siyaset, sanat, futbol, ekonomi, eğitim, yerel yönetimlerin hizmetleri, kısaca aklınıza gelebilecek birçok alan, bu mecralardan “yönetilmeye” veya “yönlendirilmeye” çalışılıyor…

Öyle ki devlet yönetimi bile bu alana çekildi. ABD Başkanı Trump’ın görevden alma ve atama kararları artık Twitter’dan takip edilir hale geldi. Türkiye’deki Koronavirüs vakalarının günlük tablosu Twitter’dan açıklanır oldu. (Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hesabından günlük yapılan paylaşımlar ve süreçteki takipçi sayısı birçok siyasetçiyi kıskandıracak duruma bile geldi…)

Sokağa çıkma kısıtlamasının ilanı ve iptali sosyal medyadan ilan edildi. (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyadaki etkileşim sonrası vatandaşların taleplerine duyarsız kalamayacaklarını açıklaması…)

Siyasetçilerin istifa haberleri ve buna karşı toplumun “anket” babında olumlu/olumsuz tepkisi sosyal medyada gündem oldu. (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa kararı açıklaması…)

Yerel yönetimlerin hizmetlerini gündeme taşıyarak vatandaşla etkileşim içine girmesi ve takipçi (bir anlamda seçmen) kazanması, sosyal medyanın kullanım amaçlarından biri haline geldi. (Dikkat çekmek ve takipçi kazanmak için çekilişli yarışmalar düzenlenmesi…)

İşin özü; bir videoyu izlerken, bir haberi takip ederken, bir konu başlığında inceleme yaparken, bir tartışmaya dâhil olurken bir de bakmışsınız ki sosyal medya sizi bir sonraki içeriğe yönlendirmeye ve yönetmeye çoktan başlamış bile.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir