Dijital göç ve çevrimiçi hayatlar

ABD’nin (devrik) Başkanı Trump’ın sosyal medya paylaşımları, aldığı kararlar, yaptığı atamalar dünya siyasetine damga vurmuş, alay konusu olmuşken şimdi de Beyaz Saray baskını yaşandı. ABD Başkanlık seçimi mağlubiyetini sindiremeyen Trump, giderayak destekçilerini sosyal medya üzerinden Beyaz Saray’a “saldı” ve ülkede kan döküldü.

Türkiye saatiyle gece yarısına yakın bir vakitte, ekranlar kırmızıya bürünüp “son dakika” sinyalleri verirken, sosyal medya bir hayli hareketliydi. 21. yüzyıl aynı zamanda dijital çağın başlangıcı oldu. Toplumsal mesajlar ve hareketlenmeler ilk önce dijital mecraların en yaygın kullanım alanları olan sosyal medya platformlarında gerçekleşiyor. İnsanlar dijital mecralarda “çevrimiçi hayatlar ve göç hareketleri” yaşıyor.

Sosyal medya platformları, sohbet programları öyle bir hale geldi ki Trump’ın çağrısıyla sokağa dökülen destekçileri Senato’yu basıp darbe gerçekleştirirken; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın FaceTime’dan yaptığı çağrıyla vatandaş meydanlara akın ederek darbeyi önledi.

Kaosu oluşturmak için de kaosu sonlandırmak için de çok etkili bir hale gelen dijital mecralar, aynı zamanda önemli bir istihbarat aracı olarak kullanılıyor. 15 Temmuz’da yaşanan darbede karşımıza çıkan Bylock ve WhatsApp yazışmaları bir darbenin uygulama aparatları durumundaydı.

Üretilen her yeni uygulama aynı zamanda farklı istihbarat yollarını bünyesinde bulunduruyor. Telefonlarımıza, tabletlerimize, bilgisayarlarımıza indirdiğimiz her uygulamanın yazılımında kişisel verilerimiz bir şekilde kopyalanıyor. Kimi zaman uygulamalar yüklenirken “izin” isteniyor kimi zaman da sonradan yeni sözleşmeler yoluyla kullanıcıların “röntgeni” çekiliyor.

Son günlerde hepimizi yakından ilgilendiren, kafaları karıştıran, her ağızdan farklı bir açıklama getirilen WhatsApp sözleşmesi bunlardan biri. Kullanıcılara gönderilen sözleşme ile özetle “Senin tüm bilgilerini 8 Şubat 2021’den itibaren, senden izin alarak üçüncü şahıslarla paylaşacağım” diyor.

WhatsApp’ın bu güncelleme göndermesiyle sosyal medya platformları tekrar hareketlendi. Bir anda Twitter’da #WhatsAppıSiliyoruz etiketiyle yoğun paylaşımlar yapılmaya başlandı. Hal böyle olunca alternatif sohbet programlarının PR’ında geç kalınmadı. WhatsApp’a karşı gözler devlet yetkililerinden gelecek açıklamalara çevrildi.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, “Bip ve Dedi gibi yerli ve milli ürünlerimiz var. Tüm vatandaşlarımızı yerli ve milli uygulamaları kullanmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu. Bu sefer de Bip’in ‘server’ının Hollanda’da olduğu çokça yazıldı.

Yerli ve milli tartışması burada sürmeye devam ederken, dünyanın en zengin adamlarından Elon Musk ise Signal’ı, ciddi bir kesim de Telegram’ı alternatif olarak sundu.

2 yıla yakındır Bip ve üniversiteli arkadaş grubumuzun belli bir sayının üstünde olması nedeniyle de Telegram uygulamasını kullanmaya başlamış biri olarak, hafta sonu telefon rehberimde dijital göç başladığını gördüm. Facebook, Instagram, Twitter gibi çok sayıda uygulamayı kullanan telefon rehberimdeki 250’nin üzerinde kişi 24 saat içinde “Telegram’a göç” etti.

T.C numaramız, IBAN numaramız, HES kodumuz, E-nabzımız, otobüs kartlarımız, ulaşım biletlerimiz, pasaportlarımız, telefon numaralarımız, mail adreslerimiz, IP adreslerimiz, internet bağlantısı olan tüm cihazlarımız ile 7/24 takipteyiz.

İnşallah bu “göçler” yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi olmaz. WhatsApp’ın bu uygulaması umarım yeni “Wikileaks” hadiseleri doğurmaz.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir