DEVLET ve MİLLET ACIDA BİRLEŞTİ

Elazığ ve Malatya’da meydana gelen, yüreklerimizi ağızlara getiren deprem Türkiye için yeni bir imtihana vesile oldu. Eylül ayı sonunda İstanbul’da meydana gelen 5,8’lik depremin üzerinden 4 ay geçmemişken, tartışmalar bir hayli hararetlenmişken bu kez Elazığ ve Malatya’da 24 Ocak’ta 6,8’lik depremi yaşadık. 41 vatandaşımızı kaybettik. Evvela hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

İki deprem arasında her ne kadar 1 şiddetinde fark görünse de sonuçları itibariyle her iki deprem önemli farkları ortaya koydu. İstanbul depremi çok şükür can kaybı olamadan atlatılsa bile deprem, sonrasında oluşan tartışmaların gölgesinde kaldı. Ve iş dönüp dolaşıp Kanal İstanbul projesine dayandırıldı. Bilen ve bilmeyen herkes ekranlara koştu.

Yapılan koordinasyon toplantılarında bile “Davet edilmedik, davet edildiler, katıldık, katılmadılar” gibi tartışma konuları günlerce TV ekranlarını ve gazete sayalarını işgal etti. GSM operatörleri kötü bir sınav verdi. Elazığ ve Malatya depreminde bu tür tartışmaları uzağında kalarak telefon, doğalgaz, elektrik ve su alanlarında problem yaşanmadı, çünkü öncesinde ciddi tedbirler alınmıştı. Oysa 4 aylık iki deprem arasındaki sürede hükümet aynı hükümet, bakanlar aynı bakanlar idi bir tek yerel faktörler ve coğrafya farklıydı.

41 vatandaşımızın can kaybı ve binden fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan 6,8’lik deprem 82 milyon Türk halkını ve dahi ülkemizdeki Suriyelileri de yardım etme, bir ve beraber olma duygusunda buluşturdu. Elbet de her zaman olduğu gibi bu depremin ilk dakikalarından itibaren manipülasyon yapanlar, eski görüntüleri paylaşanlar, hükümete kin kusanlar, etnik ayrım yapanlar, siyasi fay hatlarını harekete geçirmeye çalışanlar oldu… Tüm bunlara rağmen devlet, hükümet, kurumlar ve millet bir oldu, beraber oldu, acıda birleşti.

İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Sağlık Bakanı olay gecesi Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla bölgeye ulaşıp koordinasyonu sağladı. AFAD ve Kızılay başta olmak üzere belediyeler, diğer kurumlar büyük bir uyum içinde hareket edip 45 canımızı depremden sağ olarak kurtarmayı başardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ertesi gün bölgeye gidip cenazelerin tabutunu omuzladı, gözyaşı döktü, vatandaşla kucaklaştı, devletin varlığını hissettirdi.

Mucizeler yaşandı. Milyonların gözlerini yaşartan, kalplerini titreten ve tüylerini diken diken eden Emine Kuştepe’nin yerin metrelerce altındaki depremzede ile “Azize, canım bak sen oradaki herkesin annesisin… Teyzeye benim Kürtçe söylediklerimi tekrar et” sözleriyle onları hayatta tutma mücadelesi; bir askerin bir eşe, bir kardeşe, bir anneye seslenircesine “Beni i i duyuyor musun? Seni ii kurtaracağız, tamam” diye titreyen ve her bir harfi tıpkı bu satırlardaki gibi paramparça olmuş haykırışı, Suriyeli Muhammed’in elleriyle kazıyarak depremzedelere yardım etme gayretiyle bu topraklarda vicdan sahibi herkesin nasıl bir ve beraber olduğunu gösteren eylemlerle hayatlar kurtarıldı, acılar paylaşıldı.

Tonlarca moloz yığınının altından çıkarılırken tek isteği “Bir başörtüsü verin” olan Hatun Teyze’nin iffeti ve bu milletin kuvvetli imanı, duası, bir TV programında 5 saatte 71 milyon lira yardımı ile kalplerindeki kötülüğün kölesi olanların “alkış tutan elleri, nefret kusan dilleri” milletin feraseti, devletin güçlü duruşu karşısında mağlup oldu.

Her ne kadar depremi siyasete alet etmesinler desek de birileri mutlaka edecektir. Hatta deprem bölgesi tatile gidenlerin bile uğrak noktası olacaktır. “Deprem vergileri nerede?” diye sıkça sorular sorulacaktır. Sorulsun elbet de… Bir rakam vermek istiyorum. “2003 ile 2019 arasında 66 milyar liralık dolaylı ve dolaysız deprem vergisi toplanmış. Bu zaman diliminde meydana gelen depremlerde ve depreme karşı alınan tedbirlerde ise 625 milyar lira harcanmış.” Örnek; Kütahya, Bingöl, Van depremleri…

Depremi fırsata çevirenler bundan sonra da var olacaklardır. Mesela; millet yekvücut olmuş, varını yoğunu depremzedeler için ortaya koymuşken, bölgedeki bazı daire sahipleri kira bedellerini 5 katına çıkartmış, ticaret sahipleri ihtiyaç malzemelerinin fiyatını üçe katlamış. Tüm bunlara rağmen bu depremde parti ayrımı yapılmaksızın, etnik ayrımcılığa maruz bırakılmaksızın büyük bir organizasyon uyumu ile yaralar sarılıyor.

Devletin 3 bakanı gece gündüz olay bölgesinde yatıp kalkıyor. Devlet de millet de büyük bir imtihandan başarı ile çıkıyor. Depreme karşı daha çok yol kat etmek gerektiğini de hatırlatarak, Allah bir daha bu tür acılar yaşatmasın diyorum.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir