Deprem sonrası Erciş

 23 Ekim 2011’de yaşanan Erciş depreminde yüzlerce insan hayatını kaybetmiş, bir o kadar ev ve iş yeri yıkılmıştı. Depremin üzerinden 8 ay gibi bir sürenin geçmesine rağmen Van ve Erciş hâlâ o izleri, yani depremin kalıntılarını taşıyor, artçı sarsıntılarla depremi yeniden hissediyor.

Yıllık iznimin bir bölümünü Ağrı, Van ve Erciş’te kullanarak, hem sıla-i rahim yapma hem de deprem sonrası Erciş’in durumunu görme imkânım oldu. Esnafla ettiğimiz sohbet, caddelerini ve sokaklarını gezdiğimiz Erciş,  23 Ekim tarihini unutmak istese de yıkık binalar, çatlak duvarlı yapıların altındaki açık olan iş yerleri, tavanı çökmüş apartmanlar, minareleri devrilmiş camiler depremi unutturmuyor.

Bir tarafta depremin izini silmeye çalışanlar çok sayıda inşaat alanı ile yeni binalar yapıyor, diğer yandan da deprem konutları sessizliğini bir köşede koruyor. Sade ve düz alanlara toplanan deprem konutlarında, kamu kurumları da hizmet veriyor. Oysa Van’dan Erciş istikametine giderken “Yeşil Erciş’e hoş geldiniz” yazısı insanları karşılar, Van Gölü’nün kıyısındaki Erciş sahili de şefkatiyle kucaklardı. Şimdi o yazının bulunduğu taşların bir kısmı da depremde yıkılmış, “Yeşil”i kalmış ama “Erciş”i yok olmuş tıpkı eski Erciş gibi.

Deprem sonrası sessizliğini koruyan Erciş caddelerinde gezerken bir yandan da yıkık binaları, o binaların altındaki tüm riske rağmen ticaretini yapan esnafı, yeniden yapılan kaldırımları, binaları, deprem konutlarını fotoğraflıyoruz. Fotoğraf çekerken insanlar kızgın bakışlarını yüzümüze doğrultuyor. Aracımızın Erzurum plakalı olmasından mıdır yoksa depremde yapılan haberlerden midir bilmem ama biraz zorladığınızda tartışma kaçınılmaz oluyor.

Zor da olsa birkaç fotoğraf çekip, birkaç esnafla konuşma imkânı buluyoruz. Esnafa “Deprem sonrası işler nasıl?” diye sorar sormaz başlıyorlar içlerini dökmeye. Birçoğu “hamdolsun” diyerek başlasa da konuşmasına, yaşananlardan yakınanlar bir hayli fazla. Esnaf özetle şunu söylüyor: “Zenginler yeniden binalarını yaptı, fakirlerse dağın başına inşa edilecek olan TOKİ konutlarına umut bağladı. Erciş yerle bir oldu. Devlet ‘şunu verdik, bunu verdik’ diyor, biz bir şey görmedik. Gönderilen gıdalar depolarda çürüdü. Kıyafetlerin ise birçoğu kullanılmıştı. Hiçbir şey siz gazetecilerin anlattığı gibi değil.”

Esnaf bunları anlatıyor ama sokaktaki vatandaşın bir kısmı da tonlarca kömür, binlerce çadır, battaniye, gıda dağıtıldığını, devletin ve milletin kendilerini yalnız bırakmadığını söylüyor. Hatta öyle ki deprem anında kendi yöre halkının birçok eve girerek, yağmacılık yaptığını da ekliyorlar.

Tüm bunlara rağmen Van Gölü, özellikle hafta sonları insanları kucaklayarak bir nebze de olsa deprem sarsıntısını, serin dalgalarla geçiştiriyor. Yenilenen caddeler, düzeltilen alt yapı ile Erciş yeniden kuruluyor. Ancak kurulan Erciş’in, yöre halkının tabiriyle, “dağın başında” olması büyük tartışmalara neden olacak gibi.

Ölüm insana çok şey hatırlatsa da değişmeyen birçok şey var. Biz Erciş’ten döndükten iki gün sonra Van’da deprem konutlarına saldırı düzenlenerek bir polis memuru şehit edildi. Ankara’ya döndüğümde de yine Van’da iki köy korucusu şehit edilirken bir uzman çavuş da yaralanmıştı. Halk da terörden bıkmış, ancak ne hikmetse terör içeriye kadar sızıyor. Ve küçük ilçelerde insanlar şunu söylüyor: “Çarşıda, pazarda hiç tanımadığımız kişiler dolaşıyor.”

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir