Danıştay ve siyasallaşan yargı

Danıştay 8. Dairesi’nin, 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki “kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerin” yürütmesini durdurma kararı, yargının bir kez daha siyasallaştığını göstermektedir.

Türkiye’nin en yakıcı konularından biri olan başörtüsü, Türk siyasetinde yıllarca yasaklanmış ve tartışmaların odağında olmuştur. İşte bu tartışmalardan birini daha yaşıyoruz, hem de eğitim alanında, özgürlükler noktasında ‘yırtınıp durduğumuz’ şu günlerde. “Özgürlüklerin yanında olmamız gerekir” diyen hukukçuların yine özgürlükleri engelledikleri bir noktadayız. Yargının siyasallaştığı noktanın somut örneklerini yaşıyoruz. Siyasallaşan yargı buna denir!

Siyasetçilerin bu konudaki birkaç açıklamasını kısaca belirterek geçelim. Başbakan R.T. Erdoğan: “Karar son derce keyfi, vicdanları yaralayan, evrensel hukuk kuralarını çiğneyen bir karardır.” CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu, “Danıştay’ın kararı yargı kararı. Herkes saygı duyacak. Sonuçta yargının verdiği karara bizim itiraz şansımız yok. Karara saygılı olacağız.”

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker: “Biz hukukçular her zaman özgürlüklerin yanında olması gereken insanlarız. Demokratik hak ve özgürlüklerin daima genişletilmesi, ileri götürülmesi bir hukukçunun en büyük ideali olmalıdır.” HAS Parti Genel Başkanı N.Kurtulmuş: “Danıştay’ın antidemokratik kararından vazgeçeceğini ümit ediyorum.” SP Genel Başkan Yardımcısı M. Kamalak: “Yanlış yola girmiş ve anayasaya açıkça aykırı olan bir karar vermiştir.”

Ortada bir antidemokratik kararın olduğu aşikâr. İşte Danıştay’dan bir ‘özgürlük savunucu(!) karar daha! Neymiş efendim, başörtülü olanlar tanınmıyormuş! Yani “fiziksel teşhiste sorun olabilir”miş! Yahu, siz insanları tanımanın yolunu, onların kulaklarının biçimine, kulaklarında kaç tane küpe deliği olduğuna, kulak memesinin yapışık olup olmadığına bakarak mı anlıyorsunuz? Bu bahanelerle ancak kendinizi avutursunuz…

Asıl örtünmenin kaynağına bakacak olursak, İslam dininde, Kur’an ayetlerinde bunu görmek mümkündür. Hz. Muhammed’in Medine döneminde nazil olan Nûr Suresi’nde yer alan örtünme, bugüne kadar farklı isim ve tanımlamalarla tartışılmıştır. Başörtüsü kavramına bir örnek verelim: “Resulüm! Mümin kadınlara da söyle ki; bakışlarını kıssınlar ve edep yerlerini günahtan korusunlar, (mecburen görünen yerler hariç) zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler.” (Nûr S. 31. A. Diyanet Tefsiri).

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde başörtüsü: “Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü, başörtü, eşarp”; türban ise: “İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü” olarak tanımlanıyor. ‘Kendini laik olarak görenler’ türbanı tanımlarken -biraz da siyaseti kullanarak- “başın kapatılarak, boyun altından sıkılması, bir tutam saç görünmesi” biçiminde tarif ediyorlar. Başörtüsünü ise “Anadolu kadının eskiden beri saçın bir kısmının görünecek şekilde bağlanması” şeklinde tarif ediyorlar.

Bu farklı tanım ve tarifler, tartışmanın kavramsal boyutunu, adlandırma boyutunu gösteriyor. Bu tartışmalar yayın politikası gereği veya başka nedenlerden dolayı ‘ikiye bölünmüş’ olan basının haber diline de farklı şekilde yansıyor. Kimi basın organı ‘başörtüsü’ kelimesini kullanırken kimisi de ‘türban’ kavramını tercih ediyor.

Değerli bir arkadaşımızın ‘başörtüsü ile ilgili tez çalışmasına’ “giriş” yazmam için çok sayıda haber taramıştım. Bu haberleri tararken –inceleyeceğimiz üç gazete arasında olan- Hürriyet ve Cumhuriyet’te başörtüsüyle ilgili neredeyse bütün haberlerin “türban” kelimesi üzerine kurgulandığını görmek mümkündü. Sevgili Gamze’den izin alarak birkaç başlığı değerli okurlarımla paylaşıyorum.

Hürriyet: “Türban yasağı değiştirilemez”, “301’e ‘türban’ ertelemesi”, “Türban duvarı”, Cumhuriyet: “THY’de türbanlı hostes dönemi”, “Hayali Türban Savunucuları”, “Laiklik ve türban paneli”, “Türbanın önlenemeyen yükselişi.” Zaman: “Başörtüsü mağduriyetini ‘ikna odası’nda anlattılar”, “İzmir’deki kutlamalarda albaydan yaşlı başörtülülere protokol yasağı”, “Kompozisyon birincisi, başörtüsü yüzünden ödülünü alamadı.” Basındaki durum işte budur.

Unutulanlar: Anayasa veya Danıştay’ın verdiği kararlar değişebilir ancak insanların inançlarından dolayı özgürlükleri kısıtlanamaz!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir