Cumhurbaşkanlığı Sistemi -2-

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili yazı diziminiz ilkinde değişikliğin ilk 4 maddesini kaleme almıştık. Bu yazımızda yerimiz el verdikçe geriye kalan maddeleri birlikte incelemeye devam edeceğiz.

Teklifin beşinci maddesi TBMM’nin görevleri ve yetkileri başlığını taşıyor. Bu başlık; “Kanun koymak ve kaldırmak, bütçe ve kesin hesap kanun teklifini görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, TBMM üye tam sayısının 5’te 3 çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek, anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek” olarak belirtiliyor.

Bu konuda ‘evet’ diyen kesim kanun yapma yetkisini tamamen milletvekillerinde olduğunu, bundan sonra hükümetin kanun tasarısı hazırlamayacağını savunuyor. Çünkü mevcut sistemde hükümetin kabul ve onayı şarttı. Eğer hükümet kabul etmiyorsa hiçbir kanun yasalaşamıyor. ‘Hayır’ diyenlerin buna karşı itirazı ise seçilen milletvekillerinin hiçbir hükmünün kalmayacağı ve kimsenin itibar etmeyeceği yönünde. Oysa yukarıda TBMM’nin görevlerini tanımlayan madde kanun yapma yetkisinin tamamen TBMM’de olduğunu açıklıyor.

Teklifin altıncı maddesi TBMM’nin Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Meclis Soruşturması ve Yazılı Soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanacağını tanımlıyor. Burada gensoru denetleme yetkisinden çıkartılıyor. ‘Evet’ diyenler (muhtemelen) bakanların milletvekilleri arısından atanmayacağına ya da bakan olarak atanan milletvekilinin vekilliğinin düşeceğine dayanarak gensorunun çıkarılmasını savunurken; ‘hayır’ diyenler ise bakanların gensoru ile düşürülemeyeceğini savunuyor. Mevcut sistemde bile eğer parlamentoda çoğunluğunuz yoksa gensoru çok fazla sonuç vermiyor.

Teklifin yedinci maddesinde cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilmesine yönelik düzenleme kaldırılıyor. Böylelikle doğrudan halk tarafından seçilen ve siyasal bir kişilik olan cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin kesilmesine dair hükmü yürürlükten kaldıran ilga normunun, referandumda kabul edilmesi ile cumhurbaşkanının partiye üye olmasının yolu açılıyor. Değişiklik üzerindeki önemli tartışmalardan biri de bu madde üzerinde yapılıyor.

‘Evet’ diyenler cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçildiğini, meydanlara çıkıp propaganda yaptığını, bir parti tarafından aday gösterildiğini dolayısıyla partisi ile bağının devam etmesini savunuyor. ‘Hayır’ diyenler ise cumhurbaşkanının tarafsızlığı noktasında itiraz edip, parti genel başkanının aynı zamanda cumhurbaşkanı olamayacağını savunuyor. (Sayın Erdoğan’ın 2019’a kadar partinin başına geçeceğini düşünmüyorum.)

Teklifin sekizinci maddesi “Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini” tanımlıyor. Bu madde ile cumhurbaşkanına, “devlet başkanı” sıfatı getiriliyor, aynı zamanda devletin başı olan cumhurbaşkanına, yürütme yetkisi de veriliyor. Devlet Başkanı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlayacak… Cumhurbaşkanı, kanunları yayımlayacak ve kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderecek. Kanunların, TBMM İçtüzüğü’nün tümünün veya belirli hükümlerinin anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açacak.

Hararetli tartışmalı maddelerden biri de bu. ‘Evet’ diyenler, yürütmenin başı olan cumhurbaşkanının hesap verebilir olacağını savunurken; ‘hayır’ diyenler ise ‘tek adamlık’ iddiasında bulunuyor. Tabii yeni sistemde cumhurbaşkanı yürütmenin başı olacağı için, mevcut sistemde başbakan hem yürütmenin başı hem de partisinin genel başkanı olarak nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlığını yürütüyorsa; partili cumhurbaşkanının da bunu yapması mümkün.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir