Cumhurbaşkanlığı Sistemi (1)

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM’de görüşülerek kabul edildi ve şimdi referandumda halkın onayına sunulacak. Evet ya da hayır tercihlerinin kullanılacağı oy pusulası her şeyi belirleyecek. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak normal olmayan bir şey var ki o da özellikle söylemler üzerinden oluşturulmak istenen kutuplaşma.

Hepimiz biliyoruz ki bir sistem değişimi çok kolay değildir, bunun yerleşmesi, meyvelerini vermesi ve başarıya ulaşması zaman alacaktır. AK Parti ve MHP’nin birlikte hazırladığı Cumhurbaşkanlığı Sistemini öngören bu anayasa değişikliği maddeleri, iki türlü tartışılıyor. Ne yazık ki bu tartışma içerik ve teknikten ziyade “Hainlik, tek adamlık, diktatörlük, rejim, laiklik; küfür, hakaret” üzerinden yürüyor. Oysa toplumun bu yapılan değişikliğin neler getirdiği veya neler götürdüğünü bilmesi, buna göre karar vermesi gerekiyor.

AK Parti ve MHP, güçlü bir Türkiye için değişikliğe ‘evet’ derken; CHP ve diğerleri de tek adamlık iddiası ile teklife “Hayır” diyor. Dolayısıyla toplumun büyük bir kısmı da anayasa maddelerinin ne ifade ettiğini henüz bilmeden bu kampanyanın içinde kendini buldu. Sosyal medyada başlatılan ‘evet’ ve ‘hayır’ kampanyasında birey olarak kararlarını açıklayanlara karşı yapılan hakaret ve küfürler ise bu işin cabası. Aynı zamanda toplum olarak nasıl bir psikolojinin içinde olduğumuzu gösteriyor.

‘Evet’ ve ‘Hayır’ kampanyasında, özellikle sahada yer alacak olan parti teşkilatı mensuplarının bu değişikliğin artı ve eksilerini iyice öğrenmesi, buna göre seçmenleri bilgilendirmesi gerekiyor. En büyük görev onlarda. Liderler zaten meydanlarda tezlerini savunacak. Ama ikna edilmeyi bekleyenler için yüz yüze görüşmeler çok daha önemli.

Bizler ise anayasa değişikliğini, maddeler üzerinden ele alıp değerlendirmeye çalışalım. Belki bir nebze katkımız olur. Değişikliğin birinci maddesi Yargı Yetkisi başlığını taşıyor. Buna göre yargı yetkisi Türk milleti adına  “Bağımsız ve Tarafsız Mahkemelerce Kullanılacak” şeklinde değiştiriliyor. Buna ilk itiraz değişiklikte ‘Tarafsızlık’ ibaresinin olmamasınaydı. Bu da Meclis’te görüşülmeden önce düzeltildi.

Teklifin ikinci maddesi milletvekili sayısı başlığını taşıyor. Mevcut durumda 550 olan vekil sayısı, yeni durumda 600’e çıkartılıyor. Bunun gerekçesi ise yürütmenin milletvekillerinden oluşmayacağı, dolayısıyla güçlü bir TBMM’nin yasama faaliyeti yapacağı yönünde. Yani yürütme tarafından artık yasa tasarısı Meclis’e sunulmayacak. Kanunlar milletvekilleri tarafından hazırlanacak. Bir de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi alacak. Bu kararnameler hakkında eğer Meclis kanun hazırlarsa, kararnamenin bir hükmü kalmayacak. Ayrıca bu kararnamelerin üç ay içerisinde Meclis onayından geçmesi gerekiyor. Bu da denetleme mekanizması anlamına geliyor. ‘Hayır’ cephesinin itirazı ise “Meclis etkisiz hale geliyor, Cumhurbaşkanı kararnameler ile ülkeyi yönetecek” yönünde.

Teklifin üçüncü maddesi ise seçilme yaşının 25’ten 18’e düşürülmesi başlığını taşıyor. ‘Evet’ cephesinin gerekçesi; “Gençleri daha aktif siyasete teşvik etmek, 18 yaşında oy kullanıyorsa, 18 yaşında milletvekili de olabilmeli” şeklinde. ‘Hayır’ cephesinin itirazı ise “Gençlerin oyunu alabilmek için atılan bir adım” olarak değerlendiriliyor.

Teklifin dördüncü maddesi ise TBMM ve Cumhurbaşkanının Seçim Dönemi başlığını içeriyor. TBMM seçimlerinin Cumhurbaşkanı seçimiyle 5 yılda bir ve aynı gün yapılması öngörülüyor. ‘Hayır’ cephesinin buna itirazı ise aynı gün seçim yapılarak seçmeni etkileme taktiği uygulanacağı yönünde. Aslında bu madde belediye başkanı ve meclis üyelerinin seçimine benziyor. (Devam edeceğiz)

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir