CHP’nin “üç başlı” görünümü

CHP Genel Başkanlığı’ndan Deniz Baykal’ın ve CHP Genel Sekreterliği’nden de Önder Sav’ın tasfiye edilmesiyle CHP’de “üç başlı” bir görünüm karşımıza çıktı.

Baykal’ın video skandalı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Geçici Genel Başkan” olmasına vesile oldu. Böylece ‘Kılıçdaroğlu+Sav-Baykal’ formülü oluştu. CHP Genel Sekreteri Önder Sav, 53 yıllık dostu ve siyasi yol arkadaşı Deniz Baykal’ı ani manevralarla partiden tasfiye etti. Bu tasfiye ile Kemal Kılıçdaroğlu safına geçen Önder Sav, genel başkalık koltuğundan indirilen Baykal’a karşı yeni bir cephe kurdu. Deyim yerindeyse Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendi elleriyle genel başkan seçtirdi.

“Geçici Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu” ve “Gölge Başkan Önder Sav” tarafından “Değişmez(!) Genel Başkan Deniz Baykal”a bir de “Ebedi şeflik” teklif edildi. Baykal da bu teklifi reddetti. Bunun ardından partinin “önemli adamı” konumundaki Sav, istediğini yapmaya çalışmış, hatta yapmıştı da. MYK’yı ve Parti Meclisi’ni ‘kendi istediği şekilde’ kurmuştu. Yani Kılıçdaroğlu’nun “vize”sini kendi eline almıştı. Tabii bunu yaparken de CHP’nin ‘yeni tüzüğünü’ hesaba katmamıştı!

Ne acıdır ki Baykal’a yapılanlar karşılıksız kalmayacaktı. CHP’nin “yeni tüzüğü”nün uygulanmasında Baykal’ın ısrarını görecektik. Baykal, biraz daha ileri giderek suskunluğunu bozacak ve televizyon ekranlarından Kılıçdaroğlu’na seslenerek şunları söyleyecekti:  “Tüzük kurultayına gitmek gerek. Orada kurultay hangi tüzükle yola devam edileceğine karar verir. Ben yeni tüzükten yanayım ama kurultay karar verir. Tabii bu arada parti meclisini de yenilemek gerekir. Bu iş bir an evvel çözülmeli, ben de elimden gelen desteği veririm.”

İlerleyen günlerde CHP’deki yeni tüzüğün uygulanmasına karşı çıkan Önder Sav ve ekibi, yeni Merkez Yönetim Kuruluna(MYK) alınmadı. Böylece geçtiğimiz kurultayda tasfiye edilen Baykal ve yanlılarına, yeni tüzükle Sav ve ekibi de katıldı. Oluşan bu yeni tablodan Baykal da “memnun” görünüyordu. Çünkü kendisini tasfiye eden Önder Sav, aynı akıbeti yaşıyordu. Sav’ın “Genel sekreterlik koltuğu”na bu defa Süheyl Batum oturacaktı.

Alınan kurultay kararından sonra Baykal’ın ve Sav’ın “çarşaf liste” ısrarına rağmen; Kılıçdaroğlu “blok liste” diyor. Ancak Kılıçdaroğlu bir manevra yaparak Sav’ı “blok liste”de ikna edebilir. Bu da Baykal’ı tasfiye girişimlerinin ikincisi olabilir! Nitekim son haberlerde Sav’ın da “blok liste”ye yeşil ışık yaktığı söyleniyor! Bunlar da Kılıçdaroğlu’nun yeni manevraları olarak tarihe geçer.

Kılıçdaroğlu’nun manevra kabiliyetini de 4 Ekim’deki demeçleri gösteriyor. Zaman gazetesinden Habip Güler’in 4 Ekim 2010 tarihli haberinde yer alan bilgilere göre, Kılıçdaroğlu şunları söylüyordu: “Anayasa’nın bir haftada değiştirilemeyeceğini ben de biliyorum. Bu öneriyi siyasî bir manevra olarak yaptım, AKP’nin maskesini düşürmek için. Biz kaçan olmamalıyız. Manevra yapmayı bilmeliyiz. Türbanı bilinçli gündeme getirmedim. Bu yönde soru sorulunca cevap vermek durumunda kaldım. Parti tabanımız maalesef yönetime güvenmiyor, kaypak bir tabanımız var.”

5 Kasım’daki yazımda “Sav ve ekibinin saf dışı kaldığı bir CHP’de, bundan sonraki gelişmelerin iyi izlenmesi gerektiğini, Baykal’ın değerlendirmelerinin ve yeni dönemde Kılıçdaroğlu ile ‘ortak adım’ atılabileceğini unutmamak gerektiğini” söylüyordum. Çünkü Kılıçdaroğlu lider olamasa da genel başkan olmuştu ve iyi manevra yapabilme kabiliyetine sahipti.  Bütçe görüşmelerinde de manevra yapmaya çalıştı ama bunu pek başaramadı. Yakup Erikel’le (Arınç’ın avukatı), Yusuf Erikel’i (Hacı Ali Hamurcu’nun avukatı) birbirine karıştırdı.

Unutulanlar: “İnsan zorluklarla pişer, tecrübelerle olgunlaşır.” Kılıçdaroğlu da bu zorluklarla “pişip”, edindiği tecrübelerle siyasette “olgunlaşacak”tır.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir