CHP’nin asıl endişesi

Anayasa Değişiklik Paketi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeyince CHP ve bu değişikliğe muhalif olanlar harekete geçtiler. Herkes bir koldan ‘canla başla’ çalışıyor. CHP “ben halkımı meydanlarda yalnız bırakmam, AKP’ye yar etmem” diyerek “hem dürüst hem temiz bir insanoğlu” sloganının yanına bir de “Hayır’da hayır vardır”ı ekleyerek meydanlara indi.

Günlerdir mitinglerine ara vermeden devam eden CHP’de endişe gittikçe artıyor. Endişe arttıkça CHP lideri Kılıçdaroğlu da ne söyleyeceğini karıştırıyor. Tek çare kalmıştı ki o da Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak ‘iptal’ kararıydı. Ne yazık ki bu da olmayınca, CHP kolları sıvadı ve meydanlara indi. Meydanlara inen ‘Halk’ halka ne anlatacaktı? Ne yapsak ne etsek derken bir slogan buldular ve “Hayır’da hayır vardır” dediler.

Hatırlayalım Kemal Kılıçdaroğlu mitinglerine başlarken ne demişti? Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliğine ‘hayır’ diyeceğiz. 2’nci Kurtuluş Savaşı’nı sandıklarda vereceğiz. Türkiye’yi karanlıklara gömenlerden sandıklarda hesap soracağız,” diye başlatmıştı. Bu hesapları sormak için her zaman Anayasa Mahkemesi’ni ‘görevlendirmişlerdi’ ama bu defa olmadı. Her fırsatta bir çocuğun annesine, “anne ben geldim” demesi gibi, CHP de, Anayasa Mahkemesi’ne  “ben yine geldim ne yapayım, gidecek başka yer kalmadı, halka da gidemiyorum” dedi. Son dönemde (23.Dönem), Anayasa Mahkemesi’nin kapısını 40’tan fazla kere çalan CHP, önceki dönem bu ‘becerisiyle’ 100’ü geçmişti.

Nihayet bu defa ‘doğru yolu’ görüp, halka gitmeye başladı. Ya da halkın karşısına zor da olsa çıkartıldı. Yenilenen koltukla, ümitler daha da arttı. Ancak, bu ümitlerin yanında her geçen gün, endişe de artıyor. Peki, bu endişe nedir? Anayasa Değişiklik Paketi’nde ‘Anaysa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı’ getiren düzenleme CHP’nin en büyük endişelerinden biridir. Çünkü ‘değişmez muhalefet olan CHP’ Anaysa Mahkemesi’ne başvurma ‘yetkisini’nin sadece kendinde olmasını istiyor ve bundan vazgeçemiyor.

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurularda, CHP’nin ‘itibarı sarsılacağı’ için, bunu istemiyor ve ‘korkusundan’ da dillendir(e)miyor. CHP (şu anki)’nin önemi, Anaysa Mahkemesi’ne yapmış olduğu ‘iptal’ başvurularında yatıyordu. CHP, Anaysa Mahkemesi’ne gittikçe, ‘iptal’i istenen madde, kanun, tasarı her neyse, bunlar daha da değer kazanıyordu. Bunlar değer kazandıkça,–nasıl ki, Türkiye Kupası’nı yıllardır Fenerbahçe alamıyorsa ve o kupa da değerleniyorsa-  CHP de AYM’ye“ ‘iptal’ istemiyle her gittiğimde değer kazanıyorum” diyor.

Bu iptalleri isteyen parti, aynı zamanda, “bütün bu yargılanan generallerin, cuntacıların, darbecilerin, cinayet ve provokasyon zanlılarının avukatlığını” üstlenmiş durumunda. Dahası, Kılıçdaroğlu, kongreye başladığı gibi devam ederek, iki konuşmasından birinde Silivri’ye selam gönderiyor. Yine bu parti, ‘askerin sivil mahkemelerde yargılanması’ kanununu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak iptal ettirip, bu düzenlemeyi içeren Anayasa Paketi’ne karşı da “hayır” kampanyası yapan partidir.

27 Nisan’ı alkışlayanlar, “411 El kaosa kalktı”yı sonuna kadar destekleyenler, nasıl olacak da ‘halk’ olacaklar? Şimdi de “27 Nisan’da işbirliği yapıldı” iddiası ortaya atıldı. Oral Çalışlar’ın deyimiyle “Türkiye’nin yakın tarihi, üç tam teşekküllü askeri darbe, birkaç tane de ‘askeri müdahale’ gördü.” Durum böyle olunca da, Recep Tayyip Erdoğan, muhatabının halk olduğunun bilincine vararak iktidara geldi. Anadolu’nun her ilini karış karış dolaşıyor ve onlardan oy almaya çalışıyor. Ara sıra da muhalefete seslenerek, onları da ‘halkla tanıştırıyor.’

Türkiye’de, yıllar boyunca, halkın iradesi ile ‘iktidar’lar seçilemedi. Askeri darbeler, seçimle gelen yönetimler üzerinde köklü bir vesayet sistemi oluşturdu. Şimdi de bu sistemi devam ettirmek istiyorlar. Türkiye’deki derin yapıyla hesaplaşmaya alışkın olmayan CHP, bu yapıyla hesaplaşan AK Parti’yi görünce ‘sığınacak kapı’ aradı. Böylece ‘askeri vesayet’ sarsılmaya başladı. Askeri vesayet sarsılınca “CHP+Ordu=İktidar” formülünün büyüsü de bozuldu.

Unutulanlar: Çok partili rejimin vazgeçilmezlerinden biri olan ve bunu diğer rejimlerden ayıran nokta, iktidarın halkoylarıyla belirlenmesidir. Ne yazık ki, hâlâ buna alışamayanlarımız var. Bu hesaplaşmalar devam ettikçe, yeni teoriler, değişik formüller altında ısıtılıp, piyasaya sürülecek. Millet de bunları slogan haline getirecek!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir