Cerablus operasyonu oyunu bozacak

Türkiye’nin Cerablus’ta DAİŞ ve PYD’ye yönelik başarılı operasyonları hem küresel güçleri harekete geçirdi hem de terör örgütlerinin can damarına bastı. Türkiye üzerine oynanan ‘oyun’ tam da Cerablus operasyonu ile dengeleri değiştirdi. Nasıl mı?

Türkiye’nin son dört yılına baktığımız zaman gezi kalkışmasından 17-25 Aralık yargı darbesine, 6-8 Ekim olaylarından 15 Temmuz işgal girişimine kadar bir dizi badire atlatıldığına şahit olduk. Küresel ve bölgesel güçler Türkiye’yi tıpkı Ortadoğu’daki diğer ülkelerde olduğu gibi bir ‘sonbahar’ hareketi ile yıpratmak, güçsüzleştirmek ve parçalamak istedi. Ancak Mısır’da, Yemen’de, Libya’da, Irak’ta, Tunus’ta ve Suriye’de oynanan oyun Türkiye üzerinde tutmadı. Son çare olarak Suriye kartı üzerinden terör örgütleri harekete geçirildi ve son darbe ise 15 Temmuz işgal girişimi ile vurulmak istendi. Çok şükür ki bunlar başarıya ulaşmadı.

Özellikle Suriye’nin 6 yıldır yaşadığı iç savaştan kaynaklanan güvenlik riski PKK/PYD/YPG/DAİŞ için bulunmaz bir fırsat oldu. Bütün terör örgütleri aynı anda harekete geçerek Türkiye üzerine saldırmaya başladı. Tam da bu süreçte 15 Temmuz işgal girişimi yaşandı. Şimdilik içteki bu tehlikeyi bertaraf eden Türkiye, geçen hafta büyük bir kararlılıkla Cerablus’a Fırat Kalkanı operasyonu düzenledi.

Türkiye “Fırat’ın batısı kırmızı çizgimizdir, burası ihlal edilirse gereken yapılacaktır” dediği zaman birileri bunu alay konusu yapıp, “Bunlar geçecek siz de mal mal izleyeceksiniz” demişti. Şimdi kim mal mal izliyor? 15 Temmuz işgal girişimini boşa çıkartan Türkiye şimdi Suriye’den gelen tehdidi de boşa çıkarmak zorundadır.

Cerablus operasyonu öyle bir stratejik önem arz ediyor ki başta ABD olmak üzere birçok ülkeyi ve terör örgütünü ciddi anlamda rahatsız etmiş durumda. Gerek Avrupa Birliği’nden gelen açıklamalar gerekse terör örgütleri ve bunların siyasi uzantılarının verdiği demeçler Türkiye üzerinde tehditlerin devam ettiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Yardımcısı Joe Biden Türkiye’yi ziyaret ederek başta FETÖ lidere FETO olmak üzere DAİŞ-PKK-PYD-YPG konusu masaya yatırıldı. Türkiye’nin haklı talepleri ABD’yi bir hayli zora sokmuş gibi görünüyordu. Ancak buna rağmen “PYD/YPG Fırat’ın batısından çekilmeye başlıyor/çekilecek” şeklinde ABD tarafından yapılan açıklamaların bir anlamda oyalama taktiği olduğu görülüyor. Çünkü bizler bu senaryoyu daha önce de yaşadık.  

Fırat’ın doğusunda kalan YPG-PYD ABD tarafından desteklenmeye devam edecek demektir. Çünkü Fırat’ın doğusunda ABD’ye ait üç tane üs bölgesi bulunuyor. PYD/YPG de buradan nemalanıyor.

Sırtını PYD’ye, YPG’ye, YPJ’ye dayayanlar da Türkiye’nin bu operasyonlarından duyduğu rahatsızlığı tehdit cümleleri ile açıklama cesaretini buluyorlar. HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, Türkiye’nin Membiç’e müdahale etmesi durumunda 6-8 Ekim olaylarını hatırlatarak “Menbiç’e dönük bir saldırı harekâtının başlatılması ve sürdürülmesi Türkiye’yi doğrudan etkiler. Dün nasıl 6-8 Ekim sürecinde Kobani’nin DAEŞ tarafından işgal edilmesi Türkiye’deki Kürt halkını, bizleri harekete geçirdiyse Menbiç’e yönelik saldırganlık yanıtlanacaktır.”

Ankara’nın terör koridoruna müdahalesi birçok çevreyi rahatsız etmiş durumda. O halde doğru yoldayız demektir. Bundan sonra Suriye’deki ortak operasyonlarda dayatma niyeti taşıyan her türlü teklife karşı uyanık olmalıyız. Büyük bir oyunla yüzleşiyoruz, örtülü operasyonlarla tuzağa düşmememiz gerekiyor!

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir