Bunlara niçin alışmak istemiyorsunuz?

Ben merkeziyetçi bir anlayış karşısında, bazı şeylere alışmakta ne kadar da güçlük çekiyormuşuz! “Bizden olanlar ve olmayanlar” ayrımının egemen olduğu bir anlayışla, herkesin kendine göre bir ‘doğru’ belirleme gayreti içinde olduğu ve ‘gelenekçi yapıdan’ vazgeç(e)mediği için birçok şeyi kabul edemiyoruz.

Peki, nedir bu alışmak istemediklerimiz?

Demokrasi kavramının herkes tarafından dillendirilmesi ve bunun içinin doldurulmaya çalışıldığı şu son yıllarda yapılan işlere ve atılan adımlara niçin alışmak istemiyorsunuz?

‘Gelenekçi yapıdan’, yani cumhuriyetin kurucu elitist ideolojisinden sıyrılarak, onun dışındaki düşüncelerin hayata geçirilmesine ve insanların artık, ‘ben yaptım, oldu’ dayatmasından kurtulmaya çalışmasına niçin alışmak istemiyorsunuz?

Darbeleri eleştirenlere, özgürlükleri savunanlara, inançlara saygı duyanlara, eleştirilemez olanları eleştirenlere, yazılmaz denilenleri yazanlara niçin alışmak istemiyorsunuz?

İnsanların en doğal hakları ve inançlarının gereklerinden biri olan başörtüsüne, onu takanlara, savunanlara, katil İsrail karşısında mazlumdan yana olanlara, okullarda namaz kılmak isteyenlere, parmağına gümüş yüzük takanlara niçin alışmak istemiyorsunuz?

“Yedi düveldir CHP’liyim” diyen Fatih Altaylı’ların olduğunu unutup, “Referandumda oyum AK Parti’nindir, genel seçimlerde de AK Parti’nindir” diyen Rasim Ozan Kütahyalı’lara niçin alışmak istemiyorsunuz?

“7,5 yılda önemli icraatlar gerçekleştiren, ekonomik ve sosyal başarılara imzasını atan ve dış politikada zirveye ulaşan” AK Parti iktidarını ‘yerden yere vuranlar’ karşısında, onu veya yaptıklarını savunanların da olacağına niçin alışmak istemiyorsunuz?

CHP’nin ‘değişmez genel başkan ve genel sekreteri’nin olduğuna inanıyordunuz da, bunları o koltuklardan edecek ‘bir kasetin’ ya da bir Kemal Kılıçdaroğlu’nun olduğuna niçin inanmak istemiyorsunuz?

İsrail zulmü karşısında, Gazze’ye insani yardım amacıyla yola çıkan Mavi Marmara gemisini “Batan geminin malları bunlar” başlıklı yazı kaleme alarak, geminin nasıl alındığını sorgulayan Yılmaz Özdil’ler oldu. “Yardım derneği neden gemi alır?” başlıklı yazısıyla gemiye kafası takılan Can Ataklı’lar olduğunu bildiğiniz halde, bunlara karşın Gazze gönüllüsü Hakan Albayrak’ların da olacağına niçin alışmak istemiyorsunuz?

Yıllardır tek başına iktidar olamamış, olmak için ‘her yolu deneyen’ partilerin olduğunu bildiğiniz halde, Davos’ta “one minute” diyen, Gazze’ye giden geminin arkasında duran, İran’a yaptırım kararına karşı çıkan, partisini ilk seçimlerde iktidara taşıyan bir hükümetin varlığına niçin alışmak istemiyorsunuz?

Her fırsatta Anayasa’nın ‘değiştirilemez maddelerine’ ve Anayasa Mahkemesi’ne sığınanların olduğunu biliyorsunuz. “Adli yargılamayı etkileyecek davranışlar içeren görüşmeleri” yaptığı iddia edilen Fulya Kantarcıoğlu’ oldukça, Anayasa’daki ‘çatlaklığı’ ortaya çıkaran Osman Can’ların olacağına niçin alışmak istemiyorsunuz?

“Kaosa kalkan 411 el”lerin yazıldığına, “367 garabetinin” yaşatıldığına şahit olduğunuz halde, bu hükümetin Anayasa Değişikliği Paketi’ni referanduma götürmesinden korkup, buna inçin alışmak istemiyorsunuz? Bazı üniversitelerde, gümüş yüzük taktığı gerekçesiyle, bırakın öğretim üyesi olmayı, yüksek lisans bile yapamayanlar oldu! Bu anlayışın değiştirilmek istenmesine niçin alışamıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı eşlerinin ‘mini etekle’ Çankaya’ya çıktığına alıştınız da, ‘başörtüsüyle’ çıkanlara niçin alışmak istemiyorsunuz? Rövanşı beklemeyi bırakın da bunlara alışın artık. Nasıl olsa Baykal’ın cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nun da başbakan olacağını söylüyorsunuz. Korkmayın, alışın!

Unutulanlar: Tam anlamıyla militarizmin egemen olduğu, darbelerin tavan yaptığı, haki rengin her tarafa egemen olduğu, sadece Türk milliyetçiliğinin yapıldığı, Kemalist ideolojinin kutsandığı bir dönem geride kalmıştır. Artık, modernite eleştirisi, asker eleştirisi, ideoloji eleştirisi, tarih eleştirisi, siyaset eleştirisi, yargı eleştirisi… vardır.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir