Bugün Kemalist olalım ama… (3)

Samsun’a giderken İngilizlerin, Bandırma vapurunu durdurarak çeşitli cephanelik aradıkları esnada “Biz Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz!” diyen Mustafa Kemal’in sözünü hatırladıkça, bugünkü ‘kafaları’ bir kez daha yoklamak gerektiğine inanıyorum.

Düşündüklerimle yaşadıklarımı bütünleştirirken ortaya çıkan bazı açıklamalar insanı ürkütüyor. Bir vatandaş olarak, bir arada yaşamayı öğrenemediğimizi görüp, Kemalist halkçılık anlayışının o dönemde, Anadolu ve Rumeli’de yaşayan farklı kökenlerden gelen insan topluluğunun, bilimsel ve gerçekçi anlamda kavranmasını hatırlatmak isterim.

“Kemalizm’in ulusal egemenlik anlayışı, Mustafa Kemal’e göre ulusal egemenlik, bir ulusun kendi yazgısına sahip olması demekti.” Dolayısıyla bugün o yazgıya sahip çıkmak adına atılan adımlar, o anlayışın tam tersini gerçekleştirmektedir.

Ulusal demokratik devrimin tamamlanması ile ‘Türkiye’de Kemalizm amacına ulaşabilecek ve Türkiye Kemalist kimliği ile dış dünyada daha etkin olabilecektir’ anlayışı hâkimdi. Öyle de oldu. Bir tarafta yeni benimsenen Latin harfleri benimsendi. Diğer taraftan okuma devrimi başladı. Eğitim devrimi ile yapılmak istenen ise, çağdaş dünyayı yakalayabilmekti. Ancak eğitim seferberliği başladığında birçok insan, bir anda ‘cahil’ durumuna düştü.

Binlerce halkevi kuruldu ve burada Kemalist ideoloji üzerine dersler de verildi. ‘Halkevlerinin kapatılıp,  yerini binlerce din kursunun kurulduğu iddiasıyla’ “ülkede laiklik rejimi tehlikeye sürüklenmiştir” korkusu başladı. Oysa Atatürk’ün laiklik anlayışının bu olmadığını hepimiz biliyoruz.

Hukuk devrimi ile yapılmak istenen, İslâm hukukundan tümüyle kopma çabasıydı. İslami değerlerin hiçe sayıldığı bir ortam oluşuyordu. Ezan’ın Türkçeleştirilmesi neydi? (Ezan’ın orijinaline dönmesi için 1952’de İnönü CHP’si buna destek veriyor. Daha sonra bu ezan konusu, Menderes’i devirmek için çok geçerli bir gerekçe haline gelebiliyor.)

Kültür devrimiyle, Kemalist devriminde yapılanlara bakılırsa, Türk Tarih Kurumu(1931), Türk Dil Kurumu(1932), özellikle çok sesli müzik, halkevlerinin yaygınlığı; Kemalist devrimin bir kültür devrimi olduğunu gösteriyordu…

***

M. Kemal’in cumhurbaşkanı iken dış politikada izlediği ilke; dürüstlük ve iyi niyetin benimsenmesi anlayışıydı. (Batılı ülkelerin emperyalist işgallerine kırgın olan M. Kemal, cumhurbaşkanlığı döneminde Batı ülkelerine ziyarete gitmemiştir.)

Kemalizm’in Ortadoğu’daki politikası nasıl bir gelecek düşünüyordu? “Mustafa Kemal, bölge ülkeleri ile bir pakt (Sadabad Paktı) çerçevesinde geleceğe dönük iş birliğinin temellerini atıyordu.” M. Kemal, bu paktla Ortadoğu bölgesindeki ülkeleri, Batı’nın emperyalist ülkelerine karşı bir araya getiriyordu. Peki, bugün Türkiye’nin yapmak istediği nedir?

“Üzerinde yaşanan vatanı ve ortak bağımsız bir geleceği savunma anlamında, Kemalist ulusalcılık, küreselleşmenin etnik ve dinsel bölücülüğüne karşı verilecek en etkin yanıttır.”deniliyor. Bugünkü ‘bazı Kemalistler’ ülkeyi bölmeye hazırlar. Nereden mi söylüyorum bunu?

Emre Aköz, 1 Temmuz’daki yazısında bakın ne diyor: “Bir de ‘paylaşımcı Kemalistler’ çıktı.(…) Şöyle diyorlar kabaca: ‘30 bin Kürt militan öldü. Ordu 5 bin şehit verdi. 5 bin de sivil öldü... Ayrıca on binlerce yaralı var... Bu şartlar altında, geçmişi unutup yeniden kardeş olmak mümkün değil... Oturalım masaya, sınırlar konusunda anlaşalım… Bunları söyleyen arkadaşıma, “Yani ‘bölücülük’ yapıyorsun” dedim şakayla karışık. Cevabı gayet ciddiydi. “Bölücülük değil, paylaşma!” dedi: “Ülkeyi birlikte kurduk ama... Mademki anlaşamıyoruz; herkes kendi payını alıp kenara çekilsin.” Ama işin esası buydu: “Barışmamız mümkün olmadığına göre, malları paylaşarak boşanalım.” (Emre Aköz- Sabah, 1 Temmuz)

İşte bu düşüncede olan Kemalistlere bakınca ‘Kemalist olalım ama nasıl olacak?’ sorusunu sormadan geçemiyorum!

Unutulanlar: Erzurum ve Sivas Kongresi’nde: “Ulusal sınırlar içerisinde yurdun her parçası bir bütündür ve birbirinden ayrılamaz” deniyor. Anadolu halkı ile ulusal Kurtuluş Savaşı verilerek bir devlet modeli ortaya koyuldu. Bugün de halk ile aynı birlik ve beraberlikle ‘içimizdeki olası bölünmelerin’ üstesinden gelinebileceğine inanıyorum.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir