Bu açık oturum modeli kararsız seçmeni de izleyiciyi de tatmin etmez

YSK tarafından yenilenmesine karar verilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimine (23 Haziran’a) bir hafta kala, favori iki aday olan Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu tüm kanallara açık olan canlı yayında bir araya geldi.

Türkiye uzun süreden sonra siyasetçilerin açık oturumuna bir kez daha tanıklık etti. Daha önce adayları ayrı ayrı Habertürk TV’de konuk eden meslektaşımız Didem Yılmaz Arslan, her iki adaya da kendi programında bir araya gelmeleri ve açık oturum yapılması için ısrarla teklif etti. Siyasi görüşü ne olursa olsun, bu tarihi oturumu Türkiye’nin gündemine getirmesine ve hakkı olmasına rağmen Didem Arslan Yılmaz’a moderatörlük nasip olmadı. 

Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım “karşı mahalleden olsun ve bahane kalmasın” mantığıyla olsa gerek, ilk önce moderatörlük için Uğur Dündar ismini gündeme getirdi. Uğur Dündar gerekçesini açıklayıp böyle bir programı yönetmek istemediği ifade etti. Ardından her iki partinin yetkilileri, Fox TV haber sunucularından İsmail Küçükkaya üzerinde uzlaştı.

Büyük anlamlar yüklenen, aşırı beklenti içinde olunan, moderatörün nasıl bir performans göstereceği, adayların hata yapıp yapmayacağı, nasıl giyineceği merakla beklenirken, 15 Haziran gelip çattı. İstanbul Lütfü Kırdar’da adaylar yuvarlak masa etrafında, moderatör karşısında, 2 saati aşkın bir program gerçekleştirdi.

Program öncesi Binali Yıldırım’ın yayına kısa bir süre kala salona gelmesi üzerine, hemen sosyal medya trolleri binlerce tweet atarak algı oluşturmaya başladı. Öte taratan da Yıldırım’ın kırmızı kravat takmasına karşın, İmamoğlu’nun mavi kravat tercih etmesi sosyal medyanın bir başka çarpıtma konusu oldu. Asıl merak edilen yayının nasıl bir atmosferde başlayacağıydı. Yıldırım’ın canlı yayının hemen başında rakibi Ekrem İmamoğlu ile moderatör İsmail Küçükkaya’ya “Babalar Günü” hediyesi takdim etmesi önemli bir nezaket davranışı olarak kayıtlara geçti.

Gelelim yayının içeriğine. Moderatör tarafından çok iyi hazırlanılmamış olan sorular ve ilk bölümü çoğu seçmen için sıkıcı geçen açık oturumun, kinci ve son bölümü belki daha keyifliydi. Bazı soruların cevapları her iki aday için de havada kaldı. Yayın esnasında hem Yıldırım’ın hem de Küçükkaya’nın yorumları ve müdahaleleriyle ilk bölümde gergin olan İmamoğlu, aranın ardından (danışmanlarının uyarısı ile olsa gerek) daha sakin olmaya başladı.

Adayların birbiri ile karşılıklı konuşabilmesi programı zenginleştirebilirdi. Ne yazık ki buna müsaade edilmedi. Çok yavan kalan programda her bir soru için 3’er dakikalık sürenin yetersiz olduğunu da söylemek lazım. Moderatörün her soru öncesi ve cevap esnasında, aşırı yorumu/müdahalesi zaman kaybına yol açtığı gibi, (özellikle) İmamoğlu üzerinde olumsuz etki oluşturdu. Hatta bir ara gerilen İmamoğlu, daha önce CNN Türk’te Ahmet Hakan ile yaşadığı polemiği o esnada Küçükkaya ile de yaşama pozisyonuna geldi.

Binali Yıldırım’ın “Ekrem Bey doğruyu söylemiyor, yalan söylüyor” ifadesi, İmamoğlu üzerinde olumsuz etki oluştururken; Ekrem İmamoğlu’nun da Yıldırım’ın daha önce kullanmış olduğu ifadelerin bir kısmını dile getirip tamamını ifade etmemesi Binali Yıldırım üzerinde olumsuz etki oluşturdu.

Vaatlere çok az zaman ayırılması, bu yayını sabırsızlıkla bekleyen İstanbul seçmenine haksızlık oldu. Gergin geçmesi, adayların atak yapması beklenen açık oturum, sakin ve sabırlı bir şekilde sonlandırıldı. Program sonunda rakiplerin birlikte aile fotoğrafı çektirmesi güzel başlayan yayının güzel bir kare ile taçlanmasını sağladı.

Özetle söylemek gerekirse Türkiye uzun yılların ardından siyasetçilerin medenice bir araya gelip açık oturumda konuşabileceğini gördü. Ancak bu açık oturum modeli ne kararsız seçmeni etkiler ne de izleyenleri tatmin eder. Sadece sosyal medya trolleri ve partizanlara capsler verip, bol bol sosyal medya paylaşımları yaptırır.  

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir