Böyle Bürokratlar Da Varmış!

Bu başlığı okuduğunuzda “yine kimi eleştirecek” diye düşünebileceğiniz gibi aklınızdan iki farklı yaklaşım da geçebilir.  Bunlardan birincisi: iyi bir bürokrat profili, ikincisi ise kötü bir bürokrat olacaktır. Ben birincisinden bahsedeceğim, yani eleştirim olumlu olacak.

Geçtiğimiz günlerde bir grup heyetle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’i ziyaret etmiştik. Türkiye’nin ve Meclis’in yoğun gündemi arasında benim de ararlında bulunduğum heyete randevu veren Çiçek, sıcak bir karşılama ile bizleri toplantı salonunda ağırladı. Yaklaşık 20 kişilik bir grupla ettiğimiz ziyarete ben gazeteci sıfatıyla katıldım. Ziyaretçilerini tek tek dinleyen Cemil Çiçek, onların taleplerini dikkatle dinledi ve kendilerine çözüm üretmek adına yapıcı bir dil kullanmayı da ihmal etmedi. Bunlar güzel gelişmelerdi. Artık devletin en tepesindeki isimler, vatandaşı çatık kaşla değil güler yüzle karşılıyordu.

Çiçeği burnunda Başkan Çiçek’in gündemi bir hayli yoğundu. Bizleri 17.00’da kabul eden Çiçek’in bizden sonra da birkaç görüşme daha yapacağı belliydi. Bunu şuradan anladım; özel kalemdeki yetkililerin elinde hangi saatte, kimin geleceğine dair notlar vardı. Ve bizden sonra da üç ayrı randevu notu daha o yetkililerin elinde bekliyordu. Buna bir de Meclis’in yeni yasama döneminin hazırlıkları eklenince Meclis Başkan’ı ve bürokratlar adeta zamanla yarışıyordu. Toplantı üstüne toplantı yapılıyor. Buradan şu sonuç çıkartılabilir: artık ezberler bozuluyor ve 8-5 (17) “mesai saati bitti” mazeretleri üretilmiyor! Bizler Sayın Çiçek’i yoğunluğu ile baş başa bırakırken, yukarıda bahsetmiş olduğum bürokrasi yolculuğuna çıkmak üzere Meclis Başkanlığı’ndan ayrılıyoruz.

Bu seferki durağımız TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Sadık Yamaç’ı ziyaret oluyor. Bu ziyaret bana şunu gösterdi ki şimdiye kadar alışık olduğumuz, tepeden bakan bürokratların yerini yenileri almıştı. Sadık Yamaç da bunlardan biriydi. Özel şoförleri, makam odaları, emirlerindeki birkaç gariban çalışan üzerinden her şeyi yürütmeye çalışan ve insanlara tepeden bakan bürokratlar gitmiş, yerlerine insanların halinden anlayan, onları bizzat kendisinin dinlemesi gerektiğini bilen, tevazu ve hoşgörü sahibi insanlar gelmişti.

Bu sevindirici durum karşısında kendilerini takdir ettim. Şimdiye kadar çok sayıda bürokratla tanışmışken, bazen öyle zamanlar oluyor ki beyefendi veya hanımefendiler misafirlerini uğurlamak için koltuklarından bile kalkmak istemiyorlardı. Ancak Sadık Yamaç bunların tam tersini yapıyordu. Hani bir söz var ya “Koltuklar insanlara değil, insanlar koltuklara şeref verir.” diye, işte Yamaç, koltuğunu unutuyor ve oradaki insanlarla kendini aynı seviyede görüyor. Yani koltuğa şeref veriyordu. Bu inceliği hissettiriyordu.

Kendisini ziyaret eden heyetle ilgilenen Yamaç, değerli vaktinden ayırarak misafirlerine TBMM’yi gezdirmeyi de unutmuyordu.  Ve daha da önemlisi saygıda kusur etmeyen Sadık Yamaç, ceketinin düğmelerini ilikleyerek ziyaretçilerini uğurluyordu. Hem de onlara (bize) “Sizleri arabanıza kadar yolcu etmek istiyorum” ısrarında bulunarak. İşte böyle bürokratlar da varmış dediğim hadise bu şekilde zuhur etti. Ve bürokratlarımızın bu tutumlarını gördükçe ümitsiz olmak mümkün müdür? Bu güzel davranışların darısı diğer bürokratlarımızın başına deyip noktayı koyalım…

Unutulanlar: İletişimde ilk kural güler yüzdür. Siz karşınızdakini nasıl ağırlarsanız, o da sizi öyle tanır.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir