Boşnaklara yapılan katliamın simgesi: Srebrenitsa

Srebrenitsa, Boşnak halkına yapılan katliamın simgesidir. Binlerce insanın öldüğü ve 1 milyona yakın insanın da topraklarından sürüldüğü savaşın 17’nci yıl dönümü geçtiğimiz günlerde yapıldı. Yıllar geçmesine rağmen hâlâ toplu mezarların bulunduğu acılar yaşanıyor. Şimdiye kadar açılan toplu mezarlardan 20 binin üzerinde kurban çıktı ve binlerce de kayıp var… Bunlar Srebrenitsa’da kanayan yaranın göstergesidir.

Sırp ordusunun Saraybosna kuşatması tank namlularının altında yapılırken, ezan seslerinin çan seslerine karıştığı bir Saraybosna kuşatması yaşandı.  Tıpkı Gazze’deki gibi, elektrik, yiyecek, içecek, ilaç yoktu. İnsanlar bunları temin edebilmek için yine Gazze’de olduğu gibi, metrelerce tüneller kazdı. Tam 3 buçuk yıl bu şekilde şehre yiyecek, ilaç, silah taşıdılar. O tüneller onların “yaşam borusu” oldu. Aylarca esir tutuldular, ruhları ve bedenleri yaralandı. Erkekler, çocuklar hatta kadınlar katledildi. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından ‘korunaklı bölge’ ilan edilmişti; ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlar oldu. Boşnakların ellerinden silahlar toplatıldı. Bu suçun tek ortağı BM değil; bunun yanında ABD, AB ve NATO da vardır.

Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te yaşan katliam ve geriye kalanlar, 17 yıldır dinmeyen acıyı gösteriyor. Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırımın acısı, aradan geçen 17 yıla rağmen hiç dinmedi.

Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu. Sanki dünya Sırplara, Boşnakları öldürmeleri için müsaade etmişti. Oradaki dağların her birinde ölüm makineleri vardı ve Srebrenitsa çocukları, her gün ölüyordu. “Birgün tek bir bomba atışıyla okul bahçesindeki 105 çocuğun öldürüldüğü” bilgileri insanın kanını donduruyor.

8 binden fazla kişinin katledildiği, BM ve Lahey’deki uluslararası mahkemenin soykırım olarak tanıdığı bu katliamda; katliamların, tecavüzlerin yanı sıra Boşnaklara ait evler ve köyler yakıldı. Buradaki insanlar dünyanın dört bir yanına göç etti. Savaş bitti, ancak bu insanların köylerine, evlerine dönmesi için güvenli ortam oluşturulmadı. Çünkü savaş suçluları hâlâ buralarda yaşıyor.

Bosna’da okuyan arkadaşımla konuşurken tüylerim diken diken oldu. Orada insanlar her gün yüz yüze geliyor. İnsanın, babasının katiliyle aynı yerde yaşaması nasıl bir duygudur? Arkadaşım devam ediyor: “Boşnakların mahalleleri karanlık içinde, yani hiçbir sokak lambası yok. Ama Sırplarınkinde her tarafta sokak lambası var ve her yer aydınlık içinde. Boşnaklar başlarından geçenleri anlatıyor, tüylerimiz diken diken oluyor. Türkiye burada çok seviliyor. Boşnakların büyükleri bizleri çok seviyor.”

İlginç bir ayrıntı da İran’ın orada yaptırmış olduğu camide İran bayrağı değil; Türk Bayrağı’nın yer almasıymış. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu çok seviliyormuş. Hatırlayalım 2010’da Başbakan Erdoğan beraberindeki heyetle Bosna’ya gitmiş ve Srebrenitsa’daki yaklaşık 50 bin civarındaki topluluğa hitap ederek “Bu acıyı hafızalarımızdan silmeyeceğiz ve silinmesine izin vermeyeceğiz” demişti.

Orada o gün yaşanan tablo ve bugün bu yazıyı yazdıran duygular ortak acının göstergesidir. 11 Temmuz hafızalara “İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara gün” olarak kazındı. Yine o tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği tarihtir. Bu tarih 8 bin masum Müslüman Boşnak’ın Sırplar tarafından topluca katledildiği tarihtir.

  

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir