Beyinlerinizdeki “Örtüyü” Kaldırın

Atatürk’ün ölümünün 73.yıldönümünde meydana gelen bir olay ve ardından okuduğum haberler bize şunu gösterdi ki hâlâ kafalarındaki “örtüyü” açamayıp da beyinlerini düşünmeye sevk edemeyen insanlar var! Sözüm ona “açık kafalı, örtülü beyinler” kendilerini bu “öteki”leştirme hastalığından arındıramamışlar.

İlk başta internet sitelerine düşen haberin başlığını okuduğum da “Her iki insan da orada aynı üzüntüyü yaşayıp, Atatürk’ü anıyor ise neden böyle bir şey olsun ki?” diye geçirdim içimden. Sonra haberin spotunu ve devamını okudum: “İzmir’de düzenlenen Atatürk’ün 73. ölüm yıldönümü anma töreninde bir üniversite öğrencisi, sözlü tacize uğradı.” Haberi dabıl çek (çifte kontrol) yapmak için başka sitelere de baktım. Dahası emin olmak için videosunu aradım, buldum, izledim ve not ettim. Maalesef haber doğru ve videoda da kadın ısrarla başörtülü kız için ‘karşı devrim’ deyip duruyordu.

Kendini Atatürkçü olarak gören (hanımefendi diyemiyorum çünkü hanımefendilik henüz ona uğramamış)  kadının unuttuğu bir gerçek var. Oradaki başörtülü öğrenci şunu söylüyor: “Atatürk benim de Atatürk’üm, hepimizin Atatürk’ü. Ben o kadınla muhatap olmak istemiyorum.” Evet, aslında en güzel cevabı başörtülü öğrenci veriyor. Her iki insan da orada bulunarak Atatürk’ün ölüm yıldönümü münasebetiyle düzenlenen törende yer alıyor. İkisinin de niyeti Atatürk’ü anmak olsa gerek. Ne yazık ki “rozet” Atatürkçüleri çıkıp kendilerini cumhuriyetin bekçileri olarak görüyor ve göstermeye çalışıyor.

Kimliği açıklanmayan kadının ağzından çıkan çirkin sözler ise başörtüsü düşmanlığını anlatmaya yetiyor: “Senin buradan gitmeni istiyorum. Karşı devrimin simgesi olan bir başı kabul etmek midir hürriyet? Ben bunu kabul etmiyorum. Hürriyet bu mudur?” Allah Allah! Nerede yaşıyoruz yahu! Atatürk’ün mozolesine çelenk koyan, ülkeyi yöneten devletin zirvesinin de eşlerinin başları örtülü.

Acaba Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, mozoleye çelenk koyarken içinizden ne geçiriyordunuz? “Sen bir başörtülü hanımın kocasısın, o çelengi koymanı istemiyoruz” mu diyordunuz? Yoksa “Sizin eşlerinizi başörtülü gördükçe içimiz eriyor” mu diyorsunuz? Tabii ki “istemediğinizi” ben de biliyorum ama belki bu insanlar sizlerden daha çok ülkelerini “sevdikleri” için merhamet etmişsinizdir diye düşündüm.

Bence yukarıda, içinizden geçirdiklerinizi var saydıklarımı düşünmeden bu gerçeklerle din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyalım. Belki iyi niyetimle yanılacağım ama yine de kötü emellere bu tür şeylerin alet edilmeyeceğini biliyorum. Yine “Kaşıya Kaşıya” manşetlerinin atılmasını, ikna odalarının kurulmasını çok isteyenler olabilir. Ama onları aşmanın zamanı geldi geçiyor bile. Herkesi kendimiz gibi düşündürmek ve yaşamaya mecbur bırakmak istiyorsak ancak yanılırız. Özgürlükler noktasında herkese eşit adımlarla yaklaşılmalı ve Türkiye artık bu prangalardan kurtulmalıdır.

Unutulanlar: Hani insanlar özgürdü? Hani din ve vicdan özgürlüğünden yanaydık? Şimdi görüyoruz ki ‘cüzdan özgürlüğü’nden yana olanlar daha çok! Ha unutmadan beyinlerimizdeki örtüleri kaldıralım fazlalık etmesin!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir