Beşeri aşktan ilahi aşka yolculuk: Kimya Hatun

Ne umduğunuz kadar önemli ne de sandığımız kadar önemsiz olan bir hayatta Aşkın Gözyaşlarına tanık olmuşuzdur çoğu kez. Birçoğumuz için yaşamak istediklerimizle yaşadıklarımız arasında kalan yer olan hayat, bizlere bir kere daha gösterdi ki beşeri aşktan ilahi aşka yani Hakk nazarına geçiş yolunda imanlı aşk, aşklı iman gerekir…

Bu ve buna benzer cümlelerle akıp giriyor Aşkın Gözyaşları Kimya Hatun. Sinan Yağmur’un kaleminden duygu yüklü cümlelerle okuyucuyu hem meraklandıran hem de duygulandıran, duygulandırırken de düşündüren bir biyografik romandan bahsediyorum… Daha önce de Şems-i Tebriz’i, Mevlana’yı okuyanlar aynı sokaklardan geçerek aynı handa soluklanıp, aynı halkada birleşmişlerdi.

Bu romanda bizlere Şems’te başlayan beşeri aşkın Kimya Hatun’u götürdüğü ilahi aşk yolculuğunu görüyoruz. Tasavvufi bir anlatımla karşımıza çıkan roman, okurlarına Kimya Hatun’un güzellikten başka bir güzelliğe kavuştuğu beşeri aşktan ilahi aşk yolunda imanlı aşk ile sona ermeyen bir yolculuk sunuyor.

Öyle diyor ya “Beşeri aşk güzellikten başka bir güzelliğe, suretten Hakk nazarına geçiştir. İlahi aşk yolunda imanlı aşk, aşklı iman gerek. Bu aşk kavuşmakla sona ermez, esas aşk kavuşunca başlar.”

Sevinç ile acının ortak yönlerini gördüğümüz romanda karşımıza çok anlamlı mesajlar çıkıyor. Hatırımda kalanları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

*Sevincimiz ortaksa acımız da ortak olmalı, tıpkı soframız gibi.

*Dünyalıklarımız içinde bocalayıp durduğumuz yüzyılda kadın çeyizine anlamlı bir tanım geliyor. Bir kadının çeyizi iffet, sadakat, anlayış ve sevgidir.

*Gündüzlerimiz meşguliyet, gecelerimiz tevhiddir. (Allah’ın birliğine inanma). Geceleri dünya elbiselerimizden sıyrılıp Mirac’a çıkma fırsatını kolladığımız andır.

* Çok değer verdiğimiz ama farkında olmadığımız emanet, varlık sayılmaz. Varlık emin olan Rahman’a varmaktır.

*Hep gıybet etmeyin ayetini hatırlatarak başlanır sohbetlere ancak ne hikmetse sohbetin sonuna kadar gıybetin kırk çeşidi işlenir.

*İnsanlardaki gözler güzel olursa güzel bakmayı ve güzel düşünmeyi başarabiliriz.

*Aşk nedir Kimya? “Vallahi gizli kalmayacak kadar aşikâr, görülmeyecek kadar gizli. O taşların arasındaki ateş gibidir. Onu hareket ettirirsen tutuşur ve yanar. Bıraktığında kaybolur.”

*Şehvet peşinde koşanın durumu domuz avlamaya çalışan adama benzer. Onun gayreti beyhude zahmettir, yemesi ise haramdır.

*Kitap vardır okuyanı âlim eder, kitap vardır okuyanı cahil eder. Kitap da vardır okuyanı sağır dilsiz eder.

*Yaptıklarımızın kendi nazarımızda ne kadar da büyük olduğunu söyler dururuz ya! Aslında keramet, yaptığın işi başa kakmamaktır. Keramet öfkenin seni değil, senin öfkeni esir etmendir.

 *Gerçek ve kalıcı olan aşk candadır, gönüldedir. Her an tazedir, canlıdır. Bu aşk Allah aşkıdır. Ölümsüz olan Allah’ın aşkına yönel ki aşkın sürekli ve sonsuz kalsın.

*Hayat üç kuruşluk eşyaların insandan daha değerli olması demek değildir. Yalnız ve çaresiz kaldığınızda şikâyet ederken, yalnız ve çaresiz bıraktıklarınızı hiç görüyor musunuz?

Unutulanlar: İnsanlar her zaman bedene âşık olurlar; ancak bunun farkında değillerdir. Beden bazıları için ruhların basamağıdır, bazıları içinse insanın en sadık en hoyratça kullandığı kölesidir. Unutmayalım ki günah işlediğinde utanan beden değil ruhtur.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir