Belediyelerdeki nepotizm sorunu

Devlet yönetiminde akraba ilişkileri/kayırmacılık/nepotizm 31 Mart seçimleri sonrası en çok tartışılan konularının başında geliyor. 31 Mart seçimlerinin ardından bazı belediyelerde yapılan atamalar ve işe almalar, özellikle televizyonlardaki siyasi tartışma programlarının, gazete yazı işlerinin birinci gündem maddesini oluşturuyor.

Peki, aslında Latince bir kavram olan nepotizm nedir, nasıl gündeme geldi?

Nepotizm, “akraba kayırma veya adam kayırma, öznel ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılık anlamına geliyor.” Nepotizm kavramının Latince'de “Nepot” sözcüğünden geldiği, İngilizcede ise “Nephew” (yeğen) olduğu değişik çalışmalarda ve kaynaklarda ifade ediliyor. 31 Mart seçimlerinin ardından Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yayımladığı manifestoda akraba kayırmacılığının devlet yönetiminde olmaması gerektiği konusu bir hayli dikkat çekmişti.

Bazı CHP’li küçük belediyelerde (ki diğer partilerin kazandığı belediyelerde de vardır) başkanların çocuklarını, kardeşlerini, damatlarını, akrabalarını göreve getirmeleri ile bütün toplumda büyük bir tartışma başladı.

Hepimiz biliyoruz ki kayırmacılık, kamu hizmetinde yaşanan erozyonun düşmanıdır. Öyle ki kayırmacılık konusunda bilimsel araştırmalar bile yapılmış ve “bürokraside kayırma yöntemiyle memur atamanın ilk defa 1828 yılında ABD başkanlık seçiminden galip çıkan General Jackson tarafından uygulandığı” belirtilmiş.

Kayırmacılığın getirdiği sorun ise şu şekilde tarif edilmiş: “Liyakat ilkesinin karşıtı olan kayırma sistemi, başarılı-başarısız memur ayırımı yapılmadan çoğu durumlarda başarısız ve liyakatsiz personelin daha kolay yükseltildiği bir memur rejiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kayırmacılık sonuç itibariyle adaletsiz bir tercihi ifade etmektedir.”

Neden özellikle belediyeler gündemde?

Hem Anayasa hem yasanın getirmiş olduğu tanıma göre, adına belediye denilen kurum, diğer tüzel kişilerden farklıdır. Belediye bir kamu tüzel kişisidir. Yani kâr amacı gütmeden, kamu yararını sağlamak amacıyla kanunla kurulmuştur.

5393 sayılı kanun ile görevleri belirlenen belediyeler, yol, kaldırım, metro, tünel, park bahçe yapıp altyapı hizmeti de verse, tüm bu hizmetleri kâr etmek için yapamaz. Bu hizmetlerden yararlanmak belde sakinlerinin hakkı olduğu için, onların bu haklarının gereğini yerine getirmek belediyenin yükümlüğüdür. Belediye, yükümlülüğünü yerine getirmeyi bir lütuf olarak gösteremez.

Belediyelerde personel alımı kolaydır. Belediyelerde kayırmacılık üzerinde göreve gelenler, kamu hizmetinin üretilmesinde yaptıkları hatalardan ya da yapmaları gerekeni yapmamaları nedeniyle korunarak “sorumsuz bir sistem”in oluşmasına sebep olurlar. Dolayısıyla belediyede başkanların akrabalarına kıyak geçmesi, yakınlarına tolerans tanıması ahlaki karşılanmayan bir davranıştır. Liyakat esasının yerine siyasi yandaşlık üzerinden sağlanan istihdamlar başarısızlığa ve çürümeye sebep olur.

Elbet de kamu hizmetinden yararlanmak herkes için anayasal bir haktır. Yapılması gerekenler ise ilk önce işe talip olanın vicdan muhasebesi yapması, ardından onu işe almak isteyenlerin adalet duygusunu ve emanete riayet ilkesini gözden geçirmesi, sonra da yasal düzenlemeyle önlem almak gerekir.

Tek başına yasal düzenleme çözüm değildir; çünkü bu sefer belediye başkanları birbiriyle paslaşarak “Sen şu akrabamı işe al, ben de senin akrabanı alayım” durumuna dönüyor. Bunun örneklerini milletvekili danışmanlığında görmek de mümkündür.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir