Baykal ‘ihaneti’ gördü!

7 Mayıs’la başlayan ve sonrasında Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifasına yol açan ‘kaset olayı’ “CHP’de bir ihanet oyunu mu var?” sorularını akla getirmişti. Birçok senaryo yazıldı. Bazen hükümet sorumlu tutuldu bu olaydan, kimi zaman da CHP içindeki Baykal ‘düşmanları.’

22 Mayıs’ta gerçekleşen CHP Olağan Kongresi’nin yaklaşması ve yeni bir lider arayışı akıllara “Baykal’ı istemeyenlerin oyunu olabilir” tezini getirmişti. Doğan Grubu’nun etkili kalemleri Baykal’ın istifasını dillendirmeye başlamışlardı. Neredeyse halkı sokaklara döküp “Baykal istifa Baykal istifa” dedirteceklerdi. Ama bazı CHP’liler bu oyuna gelmediler. Peki, ne yaptılar?

Bunun aksini yaparak, Baykal’ı geri getirmek için “Aydınlık orucu” tuttular. Allah sevaplarını artırsın diyelim. Savcı Sayan’ın gözyaşları da Baykal’ın geri dönmesinde etkili ol(a)madı. Bu arada yeni aday arayışına giren CHP’de, Önder Sav ve Gürsel Tekin faktörü devreye girdi. Sav ve Kılıçdaroğlu’nun eşlerinden bile gizlenen görüşmeleri sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösterdiler ve kongrede genel başkan seçtiler.

Birkaç gün evinden çık(a)mayan Baykal, daha sonra Meclis’e geldiğinde bile ‘rağbet’ görmedi. ‘Dostları’ onu karşılamayı bile çok gördüler. Bu tutum Baykal’ın içinde bir ukde oluşturdu. Bir anda ‘Baykal dostları’ saf değiştirip ‘Gandi ağabeylerinin’ safına geçtiler. Baykal’ı yalnız bırakma politikası tutmuştu artık.

CHP’de ‘Kemal’le kemale ereceklerine’ inanıldı ve Baykal, Olcay Hanım’la kaderine terk edildi. CHP gezilerine bile çağırılmaz oldu. Antalya Milletvekili olan Baykal, kendi seçim bölgesindeki geziye bile ‘istenmedi.’ Bundan sonra yapılan açıklamalarda Baykal ile Kılıçdaroğlu konuşmaları farklı bir zeminde ilerlemeye başladı.

Kılıçdaroğlu Mavi Marmara’yı eleştirirken, Baykal ‘bu insanlık olayıdır, görmezden gelinemez’ demişti. Gediktepe’deki fotoğraf polemiğinde de Kılıçdaroğlu’nun ziyaretinin ‘doğal’ olduğunu söyleyerek, 1993’te kendisinin de orayı gittiğini hatırlattı. Yani bu sözden, “Kılıçdaroğlu’nun bunu siyasi polemik olarak kullanıp, bir zafer edasıyla ‘ben ayakta poz veririm’ demesine gerek olmadığı” anlamını çıkarmak mümkündür. Bu ve buna benzer bazı açıklamalarda, Baykal ile Kılıçdaroğlu’nun ters düştüklerini görmekteyiz.

Bu açıklamaların arkasında yatan bir gerçek vardı: o da Baykal’ın ‘ihaneti’ görmesiydi. Aslında baştan beri başlayan ama dillendirilemeyen arayıştı bu: Baykal’a kim ihanet etti? Baykal’ın genel başkan yardımcılığını yapan CHP Milletvekili Yılmaz Ateş, katıldığı bir televizyon programında “Sayın Baykal’a hem parti içinde hem de parti dışına ihanet edildi” mealinde cümleler sarf ediyordu.

CHP’de Baykal’ın yakınındakilerden ve Kemal Kılıçdaroğlu safına geçmeyenlerden biridir Yılmaz Ateş. Önder Sav’ı da Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştirebilen bir isimdir. Yılmaz Ateş’in ardından çok geçmeden, partisinin Korkuteli ilçe örgütünün düzenlemiş olduğu yemekte partililere seslenen Baykal şöyle diyordu:

Sizleri bugünlere getirenleri satmayın. Siyaset dostluk, sevgi işidir. Birbirimize ihanet etmeyeceğiz ve çelme takmayacağız, Esas olan ihanet değil, dostluktur, kardeşliktir. Yeni olan arayışına girmeyeceksin, satmayacaksın” diyordu.

Baykal, Burada hem Önder Sav’a hem de Kılıçdaroğlu’na sesleniyor. Aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun politikasını da eleştiriyor. Siyaset yapılırken sabırlı olmak gerektiğini belirten Baykal, ‘anlayışlı bir şekilde omuz omuza vererek siyaset yapacaklarını’ söylüyordu. Baykal, “Her tavsiyenin arkasında yeni yol arayışlarına girmeyeceksiniz. Satmayacaksın, sebat, istikrar göstereceksin. Bunu da uzun süredir beraber siyaset yaptığınız bir ağabeyinizin tavsiyeleri olarak alın bir kenara koyun, bir gün lazım olur” derken, kendisine danışılmadığı yönünde bir sitemini dile getiriyordu.

Baykal, CHP’nin Türkiye’nin milli sigortası olduğunu savunarak, “CHP, Türkiye’yi sıkıntıdan kurtaracak en temel kurum” nitelemesinde bulunuyordu. Bu açıklamalarına rağmen kendisine yapılan ‘ihaneti’ görmüş durumda olan Baykal, 2011 seçimlerinden bir hayli umutlu görünüyor. Bu gidişle Baykal daha çok şey seslendirecek gibi görünüyor. Biz de CHP’ye başarılar diliyoruz.

Hay Allah, az kalsın unutuyordum. Kemal Kılıçdaroğlu kendi boyundaki siperlerde poz vererek tatmin oldu mu acaba? Orada çömelseydi (arkadaşlar askerde çömelme yoktur çökme vardır diyen O. Pamukoğlu kızmasın), kum torbalarından başka bir şey göreceğini düşünmüyorum. Bu görüntüler Emin Çölaşan’a göre ‘Kılıçdaroğlu tuvalet ihtiyacını ayakta gideriyor’ olabilir. Kılıçdaroğlu’nun gittiği yer ile Başbakan’ın gittiği yer aynı mı, ona da dikkat edersiniz artık!

Unutulanlar: Kemal Kılıçdaroğlu’nun başbakanlığında acaba, Baykal’a da bakanlık verilir mi? Başbakan Erdoğan da (muhtemelen, o zaman muhalefet lideri olur) Baykal’a, “sizin bakanlığınız dönemindeki su katılmış süt kuyruklarını, benzin kuyruklarını bu millet unutmadı” hatırlatmasını yapar mı?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir