Baş döndüren bir yazı

Türkiye’de ne zaman erken seçim dillendirilse Başkent’te baş döndüren bir trafik yaşanır. Tam da öyle günlerden geçiyoruz. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Erken seçim için 26 Ağustos” çıkışı bir anda Türkiye’nin gündemini değiştirdi. Televizyon ekranları kırmızıya boyandı, internet siteleri ‘son dakika’dan geçilmez oldu.

Gözler Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çevrildi. Erken seçim artık kaçınılmazdı. Ama ne zaman olacaktı? Yerel seçimden önce mi sonra mı? 26 Ağustos’ta mı 15 Temmuz’da mı?

Bizim mesleğin vazgeçilmez haberlerinden biri olan ‘bakan toto’ların yerini ‘seçim toto’lar aldı. Herkes erken seçimin ne zaman yapılacağının peşine düştü. Bahçeli ile aynı gün grup konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o konuşmasında üç kere ‘2019 seçimleri’ ifadelerini kullandı. Kamuoyu iki farklı görüşe kapıldı: “Erdoğan erken seçime sıcak bakmıyor” ya da “Erken seçim tarihi için sürpriz yapacak.” Bende ikinci görüş daha ağırlık kazanmıştı. Öyle de oldu.

Erdoğan-Bahçeli görüşmesinden sonra Cumhurbaşkanı kurmaylarıyla Külliye’de kameraların karşısına geçip “Seçimleri 24 Haziran 2018 Pazar günü yapacağız” deyince büyük bir kesim şoke oldu. Çünkü bu kadar erken beklenmiyordu. Hele muhalefetin adayı bile belli olmazken, bu karar birilerini panikletecekti. Buraya kadar her şey normaldi…

Asıl baş döndüren gelişmeler bundan sonra başlayacaktı. Taktikler, hamleler, planlar, projeler, görüşmeler, ziyaretler, al verler, pazarlıklar, liste hazırlamalar, adaylıklar, ittifaklar, cukkalar, cümbüşler, çatılar, bacalar, kirazlar, ayvalar art arda sıralandı. Parti merkezleri hareketliydi. Kim giriyor, kim çıkıyor, neler konuşuluyor sorularının peşine düşüldü.

AK Parti ve MHP’nin “Cumhur ittifakı” adayı ‘Recep Tayyip Erdoğan’ olurken, muhalefet kesiminin adayı ya da adaylarının kimler olacağı belli değildi. İçerden ve dışardan akıl verenler meydana çıktı. Eski hasımlar bir anda dost oluverdi. Gel gitler başladı. 66 günlük seçim maratonunda start verildi.

Önce heyetler, ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e, Meral Akşener Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na, ardından Kılıçdaroğlu Temel Karamollaoğlu’na, Temel Karamollaoğlu 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ziyaretlerde bulundu. Bir daha başa dönülüp bir de tersten ziyaretler gerçekleştirildi. CHP bir gece yarısı 15 milletvekilini İyi Parti’ye transfer etti. ‘Muhalefetin adayı Abdullah Gül veya Meral Akşener’ mi sorusunun peşine düşüldü.

Milletvekili transferlerine rağmen Akşener cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmedi. Biri birine vekil veriyor, biri birine cumhurbaşkanlığı makamı teklif ediyor, biri birine çatı öneriyor, biri birine ‘ben aday olayım sen çekil’ diyor, öteki berikine ‘sen çekil ben olayım’ diyor. Biri ‘Erdoğan’ı devireceğiz’ diyor, öteki ‘Bizim çekişmemiz sürdükçe Erdoğan yine üstümüze devrilecek’ diyor. CHP’den farklı sesler çıkmaya başlıyor. Grup Başkanvekili Özgür Özel daha fazla dayanamayıp “YETER” deyip devam etti “Bu kadar spekülasyon canımıza tak etti. Bütün amaç bizim içimizde bir tartışma yaratıp moralimizi düşürmek. CHP’nin gündeminde Abdullah Gül diye bir isim olmadı, şimdi de yok, olmayacak da.” Kılıçdaroğlu ise “Açıklamayı sadece ben yaparım” dedi. Böylece iç tartışma çoktan başlamıştı bile. Akşener ve Özer’in açıklamalarıyla Abdullah Gül’ün ‘Muhalefetin adayı’ tezi de giderek zayıflamaya devam ediyor.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “Gel er meydanına” diyor, Kılıçdaroğlu ise “Ben partimin başında olmaktan memnunum” mealinde cevap veriyor.  Beri tarafta AK Parti heyeti BBP Genel Başkanı’na, Davutoğlu Gül’e, Gül ise Erbakan Ödülleri töreninde Karamollaoğlu’na, Bülent Arınç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyarette bulunuyor. Başkent’te her yer politika hamleleriyle dolu. Okurken başınız döndüyse hakkınızı helal edin. Çünkü yazarken benim de başım döndü.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir