Bahçeli kilidi açarsa, millet kapıyı aralar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ekim’deki partisinin haftalık grup toplantısında yaptığı ‘Başkalık’ çıkışı ile bir anda ülke gündemini değiştirdi. Türkiye’nin kritik süreçlerden geçtiği günlerde Devlet Bahçeli bu tür çıkışlar yaparak özellikle siyasetteki tıkanıklığı açan lider olarak bilinir.

Bunun en büyük örneği 2007’de siyaset ve hukuk tarihine geçen ‘367 garabeti’nin yaşandığı Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. O dönem değişik oyunlarla Meclis’i tıkamak isteyenlere karşı Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP grubu TBMM’de hazır bulunarak bu oyunu bozmuştu.

Aslında Türkiye, Bahçeli’nin bu tür çıkışlarına alışkın. Biraz geriye gidecek olursak 2002 seçimleri öncesi koalisyon ortağı olan ve ülke yönetimindeki gidişatın iç açıcı olmadığını gören dönemin Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, partisinin baraj altında kalacağını görmesine rağmen erken seçim yapılması kararı alınmasını istemişti.  

2002 seçimleri yapıldı ve MHP baraj altında kalarak Meclis’e giremedi. 2007’de eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ‘367 kuralını’ ortaya atarak bir ilk gerçekleştirildi. 27 Nisan’da bir yandan Genelkurmay bildirisi yayımlandı bir yandan Erkan Mumcu’nun ANAP’ı ile Mehmet Ağar’ın DYP’si birileri tarafından ‘ikna’ edilerek Meclis’e girmemeleri sağlandı. Böylece 367 sayısına ulaşamayan AK Parti cumhurbaşkanını seçemedi.

2002’de Bahçeli’nin yaptığını bu kez AK Parti yaparak ‘Madem cumhurbaşkanı seçtirmiyorsunuz o halde millete gidiyoruz’ diyerek erken seçim kararı aldı. 22 Temmuz 2007’de yapılan erken seçimlerde Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar’ın partileri silinerek MHP yeniden Meclis’e girdi. Ağustos ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bütün partiler TBMM’de hazır bulundu ve ‘367 hilesi’ bertaraf edilerek Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildi. Böylece MHP’nin Meclis’te bulunması ve Cumhurbaşkanının seçilmesi Türk siyasetinin önünü açtı.

Şimdi benzer bir durum daha var. Bu da halk tarafında doğrudan seçilen bir cumhurbaşkanı karşısında AK Parti’nin Türkiye’ye ‘Başkanlık Sistemi’ getirmek istemesidir. Başkanlık konusunda muhalefetin tavrı biliniyor ancak siyasette 24 saat çok uzun bir süredir.

Tam da burada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tekrar devreye girdi ve “Cumhurbaşkanının hukukla ters düşmesi geleceğimiz için çok tehlikelidir. Karşımızda iki alternatif yol vardır. Biri –bizim için de en doğru olanı- Sayın Cumhurbaşkanının yasal ve anayasal sınırlarına çekilmesidir. Bu olmayacaksa ikinci yol fiili durumun hukuki yol aramasıdır. Bu durum karşısında AKP başkanlık sistemiyle ilgili inadını sürdürecekse karşımıza iki seçenek çıkacaktır. Bu Anayasa teklifi ya 367’yi aşarak kanunlaşacak ya da 330’un üzerinde kalarak referanduma sunulacaktır. MHP her karar saygılıdır…”

Bu açıklamanın ardından CHP ve HDP sert eleştiriler yaparak Bahçeli ve MHP’yi AK Parti’nin ‘Bastonu olmakla’ suçladı. AK Parti ise Devlet Bahçeli’nin bu çıkışına teşekkür ederek Başkanlık sistemini içeren anayasa çalışmasını Meclis’e getirmek için çalışmalara yoğunlaştı.

Bundan sonraki tartışmaları ise şu soru oluşturuyor: ‘MHP, yapılacak olan anayasa değişikliğinde Başkanlık sisteminin referanduma götürülerek halka sunulması için AK Parti’ye destek verip 330’u sağlayacak mı?’

Bu sorunun cevabı TBMM’de görüşülecek olan Anayasa teklifinde MHP’nin tavrına bağlı. 2002’de kilidi MHP açmış, AK Parti ise kapıyı aralamıştı. Şimdi MHP kilidi açarsa başkanlığın kapısını millet aralayacak. Diğer muhalefetin korkusu bundandır.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir