Avrupa’nın ikiyüzlülüğü ve Srebrenitsa

Srebrenitsa, Boşnak halkına yapılan katliamın simgesidir. Binlerce insanın öldüğü ve 1 milyona yakın insanın da topraklarından sürüldüğü savaşın 22’inci yıl dönümü yaklaşıyor. Yıllar geçmesine rağmen hâlâ toplu mezarların bulunduğu günlerin acısı yaşanıyor. Şimdiye kadar açılan toplu mezarlardan 20 bine yakın kurban çıktı ve binlerce de kayıp var…

Hollanda’da Yüksek Mahkemesi, Srebrenitsa’da 1995’te 300 Boşnak erkeğin öldürülmesinden Hollanda’nın kısmen sorumlu olduğuna hükmetti. Avrupa suçunu bile kısmen yani alıştıra alıştıra itiraf ediyor.

Sırp ordusunun Saraybosna kuşatması tank namlularının altında yapılırken, ezan seslerinin çan seslerine karıştığı bir Saraybosna kuşatması yaşandı.  Tıpkı Gazze’de olduğu gibi, metrelerce tüneller kazdılar. Tam 3 buçuk yıl bu şekilde şehre yiyecek, ilaç, silah taşıdılar. O tüneller onların yaşam borusu oldu. Aylarca esir tutuldular, ruhları ve bedenleri yaralandı. Erkekler, çocuklar hatta kadınlar katledildi. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından ‘korunaklı bölge’ ilan edilmişti ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlar oldu. Boşnakların ellerinden silahlar toplatıldı. Bu suçun tek ortağı BM değil; bunun yanında ABD, AB ve NATO da vardır.

Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te yaşan katliam ve geriye kalanlar, 22 yıldır dinmeyen acıyı gösteriyor. Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırımın acısı, aradan geçen 22 yıla rağmen hiç dinmedi.

Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu tıpkı, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı katliam gibi. Sanki dünya Sırplara, Boşnakları öldürmeleri için müsaade etmişti, İsrail’e ses çıkarmadıkları gibi. Oradaki dağların her birinde ölüm makineleri vardı ve Srebrenitsa çocukları, her gün ölüyordu. “Birgün tek bir bomba atışıyla okul bahçesindeki 105 çocuğun öldürüldüğü” bilgileri insanın kanını donduruyor.

8 binden fazla kişinin katledildiği, BM ve Lahey’deki uluslararası mahkemenin soykırım olarak tanıdığı bu katliamda; katliamların, tecavüzlerin yanı sıra Boşnaklara ait evler ve köyler yakıldı. Buradaki insanlar dünyanın dört bir yanına göç etti. Savaş bitti, ancak bu insanların köylerine, evlerine dönmesi için güvenli ortam oluşturulmadı. Çünkü savaş suçluları hâlâ buralarda yaşıyor.

Yıllar önce Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde beraberindeki heyetle Bosna’ya gitmesi, orada Srebrenitsa’daki yaklaşık 50 bin civarındaki topluluğa hitap ederek “Bu acıyı hafızalarımızdan silmeyeceğiz ve silinmesine izin vermeyeceğiz” demesi, cenaze törenlerine katılması çok önemliydi. Tayyip Erdoğan, o gün 15 yıl önceyi hatırlayarak, “Bunun bir daha sonsuza dek yaşanmaması” adına mesajlar vermişti. Her gün adalet diye bağıran Avrupa’nın ikiyüzlülüğü gün geçtikçe ortaya çıkıyor.

“İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara gün, 11 Temmuz 1995. Bu tarih insanlığın imtihanını kaybettiği, insan hakları ve küresel barışçı kuruluşlarının maskelerinin düştüğü tarihtir. Bu tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği tarihtir. Bu tarih 8 bin masum Müslüman Boşnak’ın Sırplar tarafından topluca katledildiği tarihtir. Kısacası bu tarih Srebrenitsalı anaların, çocukların ağlaştığı tarihtir.”

Boşnaklar şimdi, insanlık tarihinde kara bir leke olan Srebrenitsa Katliamı’ndaki unutulan adaletin peşindeler. Boşnaklar şunu diyor: “Bizim çok fazla talebimiz yok; sadece her insan gibi özgürlük ve haklarımızın iadesini istiyoruz demek suç mu?” Aliya İzzetbegoviç ne diyordu: “Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız tek şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın suskunluğu olacaktır.”

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir