“Anayasaspor” yine devrede mi?

Haziran ayında 32 ülkenin milli takımlarının katılımı ile başlayacak olan “2014 Dünya Kupası” heyecanı başlarken bizlerde de Cumhurbaşkanlığı seçimi heyecanı başladı. Önümüzdeki aylarda en çok okuyacağımız haber başlıklarını bu iki konu belirleyecek.

Yazınının başlığını sporla ilişkilendirmemin bir nedeni var. O da 2010 yılında 11 kişilik AYM üyelerinin tutumlarını kaleme aldığım yazıdan kaynaklanıyor. 2010 Dünya Kupası’nın oynandığı tarihlerde yazdığım “Anayasaspor” başlıklı yazıda AK Parti’nin kapatılma sürecini ele almış, AYM’nin 11 kişilik üyelerinin -futbol lisanı ile- sergiledikleri performansı anlatmaya çalışmıştım.

14 Mart 2008 günü, Türk siyasi tarihinde unutulmayacak bir gelişmeye ev sahipliği yapmış, iktidar partisi olan AK Parti’ye kapatma davası açılmıştı. Ülke karıştı karışacak havası estirilerek “Ekonomik krize” yoğunlaşılmıştı. “AK Parti kapatılırsa ne olur?” sorularına cevap aranmaya başlanmıştı.

Tüm bunların cevabı 30 Temmuz Çarşamba günü saat 18.10’da Haşim Kılıç’ın kameraların karşısına geçerek yaptığı açıklama ile kamuoyuna duyuruldu. Toplumun büyük bir kesiminde “at şu ‘golü’ bitirelim şu ‘maçı’, ne olur kurallar değişmesin” diyenler olduğu gibi, “Haydi, Osman Paksüt, Şevket Apalak, yıkın şu adamı, gole gitmesin” diyenler de olmuştu.

O dönem adeta kahraman ilan edilen Haşim Kılıç, şimdilerde AYM’nin verdiği kararları tebliğ ederken, yaptığı açıklamalarla çok farklı bir profil çizmeye başladı. Twitter kararı ile başlayan, HSYK ile devam eden AYM’nin davranışı, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “yeni roller mi üstleniyor” sorusunu akla getiriyor.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı makamı öyle bir makamdır ki onu herkes ister. Hatta Süleyman Demirel, “Cumhurbaşkanlığı hiçbir kimsenin reddedemeyeceği bir makamdır” benzeri açıklama yapmıştı.

Şimdi önümüzde yine AYM’den gelerek yaptığı tek özgürlükçü açıklama ile Köşk’e çıkan Ahmet Necdet Sezer örneği var. Ve her türlü engellemeye rağmen AK Parti kadrolarından gelerek Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül var. Yakın bir zamanda (sanıyorum 2015’te) görev süresi dolacak olan Haşim Kılıç için de bu seçimler kaçırılmayacak bir fırsattır. Hele yapılan son açıklamalarda Kılıç’a muhalefetin verdiği destek beyanları bu işi biraz daha ileri boyuta taşıyor.

Çünkü muhalefet partileri şunu gördü, yerel seçimlerde sağdan gösterilen adaylarla oy oranları biraz daha arttı. Bu da Haşim Kılıç ismine sıcak bakılacağı izlenimi oluşturuyor. Ancak karşılarına Tayyip Erdoğan veya Abdullah Gül gibi güçlü bir ismin çıkacağı unutuluyor. Böyle bir durumda Haşim Kılıç veya bir başka ismin şansının çok az olacağı kanaatindeyim. Ve sonucun da -özellikle Haşim Kılıç için- mesleğinin zirvesinde güzel izlenimler bırakarak ayrılmak dururken, birilerinin rüzgârıyla çizgi değiştirmenin çok hoş karşılanmayacağına inanıyorum.

Karşısında şimdiye kadar girmiş olduğu 8 seçimden zaferle çıkan bir Başbakan ve aynı kadrodan gelen bir Cumhurbaşkanı var. Dolayısıyla sahneye konacak olan yeni “oyun”da oyuncuları iyi yerleştirmek gerekiyor. Şimdiye kadar muhalefetin bu konuda çok da başarılı olduğu söylenemez.

Son taktikler yapılıyor, Kaptan yine sahada olacak. Bakalım pasları hangi isimler verecek. Ve galip gelen kim olacak.

 Gazete PDF:

http://olay-gazetesi.com/gazeteler/20140418gazete.pdf

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir