Almanların silahıyla övünen Paşa!

Yazılarımı kaleme alırken bir suçlu aramak ya da ilan etmek niyetinde değilim. İnsanları ya da kurumları suçlamak çok kolaydır. Dün sabah aldığımız acı haberden sonra birçok şey dillendirildi. Kimleri zafiyet var dedi, kimileri de kurumları suçladı.

17 milyon insanın yaşadığı İstanbul’da bu tür saldırıları önleyebilmek gerçekten çok zor. O nedenle PKK eylemcileri bu noktada daha ‘şanslı’ görünüyorlar. Çünkü kalabalık ortamlarda bu tür eylemleri gerçekleştirmeleri daha kolaydır. Bu yüzden suçlu ararken tek nedene bağlamamak gerekir. Dış etkenler, iç etkenler ve PKK’daki değişikliğe dikkat edilmelidir.

***

TSK’nın, PKK karşısında savunma ve bertaraf etmek adına kullandığı silahlara bakalım. Yani geçmişe gidelim. 6 Aralık 1990’da Genelkurmay Başkanı olan Org. Doğan Güreş’in dönemin icraatları ve kendi ‘başarısı’ olarak anlattığı silah alımlarına… Gerçekleşen birkaç olaya göz atalım.

17 Ocak 1991’de Körfez Savaşı başlamıştı. Bu karar çıktıktan sonra İncirlik kullanılmaya başlandı. Bağdat bombalandı. O gün, ABD’ye irademizi göstererek, onların uçaklarının hedeflerini havadayken değiştirebileceğimizi anlamıştık.

Bu güçte ve iradede olan Türkiye ne yazık ki ‘elinde yeterli silahı’ olmadığı için Almanya, Hollanda, ABD gibi ülkelerin ‘çöpe atılmış’ silahlarını almaya başladı. Doğan Paşa’nın dostu Doğu Almanya’nın Genelkurmay Başkanı General Franz ‘imdada yetişti.’

Doğan Paşa: “Franz’ı aradım. Dedim ki, Bu Doğu Alman silahlarını ne yapıyorsunuz? Dedi ki, Ne yapalım? Tarlalara atmışız, duruyor. Tarlalar kaleşnikof dolu. Peki dedim, benim ihtiyacım var, bana verir misiniz? Tabii dedi, istediğin kadar al. 100 bin kaleşnikof aldık. (Bilâ, Fikret. Komutanlar Cephesi, s.40)

Doğan Paşa’yı övünmeye sevk eden 100 bin kaleşnikof, Almanların tarlalarından toplanıp alınıyor, TSK savunma yapıyor. Bununla da yetinmeyip, NATO komutanlarına İncirlik’i açtığımız hatırlatılarak, onlardan yardım istiyoruz. Peki, ne diyoruz?

“Sen de bize yardım edeceksin. NATO ülkelerine söyle, onların silah fazlaları vardır.” Yani yine ‘çöpe atılan’ silahları toplama peşindeyiz.  Hollanda’dan ‘zırhlı’ alıyoruz. Hem de onların kullanmayıp, çöpe attıklarını. ABD’den ‘kobra’ları, ‘süper kobraları’, ‘Sikorsky’leri aldık.

Bunların dışında ‘gizli’ yollara başvurarak ABD’den GPS aletleri alındı. ABD neden bunu yapıyordu? Önce kendisi kullanıyor, kullanırken geliştiriyor, geliştirirken kontrolü ele geçiriyor. Ve istediği zaman lehine kullanmak üzere yönlendiriyor da ondan. Eşref Bitlis’in Kuzey Irak’a gidişinde ABD uçakları nasıl taciz etti? Bunu düşünmek gerekir.

Öcalan 1992 yılını ‘ayaklanma yılı’ olarak ilan etmişti. 12 Ekim 1992’de, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra en büyük harekât olarak Kuzey Irak Harekâtı başladı. Sıkıyönetim kaldırılarak OHAL’a geçildi. OHAL de kaldırıldı.

Erdal İnönü’nün liderliğindeki SHP ve HEP seçim için iş birliği yaptı. Ekim 1992’de PKK siyasallaşmaya başladı. Anayasa Mahkemesi bu partileri kapattıkça onlar yeniden örgütlendiler. PKK kışkırtıldı. PKK’ya dış güçler destek verdiler. PKK’nın yayın organı MED TV, İngiltere’de, ROJ TV Danimarka’da yayın yaptı.

Geldik Öcalan’ın yakalanmasına ya da teslim edilmesine. Öcalan yakalandığında ne dedi? “Beni öldürmeyin, ben size PKK’nın buradan çıkarılmasını sağlayacağım. Bu ölümlerin önüne geçerim, mücadelenin önüne geçerim.” Nasıl olacaktı bu? PKK’ya emir verilerek, direktif verilecek, Türkiye sınırları dışına çıkacaklardı.

O dönem buna ‘razı olundu.’ Mahkemenin verdiği idam kararı DSP-MHP-ANAP koalisyonu tarafından Meclis’e gönderilmeyip bekletildi. Abdullah Öcalan da idamdan kurtuldu. Sonra ne oldu? ABD, Irak’a girerek PKK’ya yardım etti. PKK’nın daha da güçlenmesini sağladı.

Kandil Dağı’ndaki ABD silahları oralara nasıl ulaşıyor? İsrail askerleri, PKK’ya ağır silah eğitimi vermedi mi? Yunanistan’ın Lavrion’daki PKK kampını herkes biliyor. Ermenistan’da Türkiye aleyhine yapılanları görmedik mi? Şimdi bunları bırakalım, BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız’ın bölücülük çağrısına dikkat çekelim!

PKK, 4 Haziran 1997’de iki helikopterimizi nasıl düşürdü? 1998 Washington Mutabakatı’nda bölgedeki Kürt liderler Amerika’ya davet edildi ve Amerika’nın bölgedeki etkinliği başladı. Hatırlayalım, Ecevit “ABD, Öcalan’ı niye teslim etti, anlamış değilim” demişti.

Unutulanlar: Türkiye’nin komşularıyla ‘sıfır problem politikası’ şimdi anlaşılıyor mu? PKK’yı kim destekliyor muş? Kimin silahlarıyla övünüyoruz?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir