Aldatmanın yeni adı: siyaset üstücülük

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi –özellikle muhalefet tarafından- dillendirilen “Siyaset üstü cumhurbaşkanı adayı” tezi aslında yeni bir aldatmacanın adıdır. Nasıl mı?

CHP ve MHP’nin çatı aday olarak kamuoyuna sundukları Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçim kampanyası “siyaset üsttü cumhurbaşkanı” teması üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de henüz adaylığı açıklanmadan önce AK Parti’nin tercihinin Başbakan Tayyip Erdoğan’dan yana kullanacağının tahmin edilmesiydi. Nitekim öyle de oldu. AK Parti Çankaya yolunda Erdoğan ile yürümeye karar verdi.

Tabiri caizse sapına kadar siyasi bir kişiliği olan Erdoğan’ın karşısında cumhurbaşkanlığı yarışına girip iddialı olan bir ismin/partinin yeni bir yöntem geliştirmekten başka çaresi yoktur. Bu da çatı aday üzerinde denenmeye çalışılıyor. Eğer kamuoyu bunu anlayamıyorsa demek ki CHP ve MHP’yi tanıyamamıştır.

Siyaset üstü söylemi doğal olarak Başbakan ve ekibi tarafından “siyasetin kötü bir şey olup olmadığı, eğer kötü ise neden CHP ile MHP’nin siyaset yaptığı” noktasında eleştiri getirecektir. Nitekim ibre bu yöne doğru kaymaya başladı. Ve Başbakan Erdoğan, muhalefete bu söylem üzerinden yüklenmeyi sürdürüyor.

Fakat buradaki asıl çarpıtma, başlıkta da yer aldığı gibi, “siyaset üstü cumhurbaşkanı” aldatmacasıdır. Söyler misiniz bana Türkiye’de cumhurbaşkanları ne zaman siyasetin üstünde oldu? Hepsi de bal gibi siyasetin içinde yer aldı. Hatta üniformalarını bile siyasete dâhil ettiler. Cemal Gürsel mi dersiniz, Kenan Evren mi, Süleyman Demirel mi yoksa Ahmet Necdet Sezer mi? Hangisi siyasetin dışında –pardon- siyaset üstü bir pozisyon takındı?

Cemal Gürsel deseniz, 27 Mayıs Darbe zihniyetinin hem siyasi hem de ideolojik çizgilerinden ayrılmadı. Bunun en büyük delili ise 27 Mayıs anayasasını hazırlayan kadronun cumhurbaşkanı olmasıdır.

Kenan Evren derseniz, “1982 Anayasası nedir?” diye sorarım. Eğitimden kültüre, siyasetten dine hemen her konunun karar kılıcısı oldu. Bal gibi de bir siyasi projeydi. Bu isimleri uzatabilirsiniz.

Buna Süleyman Demirel’in 28 Şubat’taki tutumunu da eklerseniz, yanına bir de Ahmet Necdet Sezer’in “veto-matik” tarzını eklerseniz cumhurbaşkanlarının siyasetin üstünde mi yoksa içinde mi olduğunu daha iyi anlarsınız.

Siyaset üstü cumhurbaşkanı fikri ile sadece kamuoyunu kandırmaya çalışırsınız. Türkiye toplumu öyle bir hale geldi ki artık bu tür göz boyamalara pirim vermiyor. Rahmetli Turgut Özal ile temelleri atılan ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile üzerine inşa edilen “halk siyasetçiliği” yeni dönemde Recep Tayyip Erdoğan ile taçlanma yoluna girecektir.

Devlet siyasetinden halk siyasetine giden bu yolda kimse cumhurbaşkanlarını siyaset üstü diye yutturmaya kalkmasın. Bu millet buna kanmaz. Ve bu algı yönetimi tutmaz. Nitekim 10 Ağustos seçimleri bunu bir kez daha tescillendirecektir diye düşünüyorum.

Unutmayalım ki Türkiye’nin bölünmesini değil Türkiye’nin büyümesini isteyenler kazanacaktır!

Gazete PDF:

http://www.yedigungazetesi.com.tr/gazeteler/20140708gazete.pdf

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir