Ahlaksal erozyonda sosyal medyanın rolü (2)

Ocak ayının ilk haftasında bu konuyla ilgili birinci yazımızı kaleme alıp, ahlaksal erozyonda sosyal medyanın etkisini irdelemeye çalışmıştık. Toplum olarak büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun kaydını düşüp, bu konuda ve bu alanda daha fazla tedbir alınması gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Gelen maillerden, yapılan konuşmalardan, anlatılan olaylardan gördük ki bu konuda yazılacak daha çok şey varmış.

İşin yasal boyutundan ziyade olayın ahlaksal boyutu daha önemli görünüyor. Çünkü eylemin yapıldığı mecra milyonlarca kitleyi bünyesinde etkileştiren bir alandır. Elbet de bunun yasal bir zemine oturtulması önemlidir; ancak bu yasal zemin kadar bir başka önemli olan da bu zeminin kullanıcılarının ahlaki tutumudur. Zaten sorun da buradan kaynaklanıyor.

Bugünlerde okuduğum kitaplardan biri olan Nedim Şener’in Şeytan’ın Kara Kutusu kitabında FETÖ’nün Sosyal Medyada ‘Renklendirme’ başlığı altında yayımlanan raporda, sosyal medyadaki trollüğün çirkin yüzünün itirafı bir kez daha karşımıza çıkıyor: “Efendim birim olarak hesaplarımız genelde muhalif olarak sol ve ülkücü hesaplardan oluşmaktadır. Ayrıca aktrol hesaplarımız da genel hesaplarımızın yüzde 30’unu oluşturmaktadır.” (s.19)

Algı operasyonlarının yapıldığı mecra haline gelen, yalan ve iftiraların alıcı bulduğu, kimlik ve kişiliksizliğin prim yaptığı sosyal medyada, fake hesaplarla, birden fazla yumurta kafalarla, belli çıkarlar karşılığında ahlaksal erozyon tetikleniyor. Anında linç girişiminin yapılabildiği, küfür ve hakaretlerin klavye tuşlarından geçip bu mecralarda alkış aldığı bir ahlaksızlıktan bahsediyoruz.

Bu alanda bir başka örnek de geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fazıl Say’ın konserine katılması sonrası yaşandı. Konser sonrası hemen bir troller grubu mesaiye başlayıp, bir taraftan linç girişimleri, diğer taraftan küfür ve hakaretlere sarıldı.

Yine bu alandaki bir başka sosyal medyadaki ahlaksal erozyon örneği de kurumlarda yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyor. Özellikle seçim dönemlerinde alıcısı çok olan bu trollüğün ve sosyal medya ahlaksızlığının kutuplaştırmaya daha fazla zemin hazırladığı gerçeğini belirtmek gerekir.

Birçok partide, kurumda, STK’da, spor kulübünde, taraftar grubunda, camiada, sanat grubunda, siyasette, sanatta, kamu kurumunda, neredeyse her alanda yeni bir furya başlamış durumda. Eş, dost, arkadaş çevrelerinde konuşulanlar adeta “Biri bizi gözetliyor/takip ediyor” durumuna gelmiş.

İşi gücü olmayanlar, oturup bilgisayarların başına veya alıp ellerine telefonları ‘Kim Facebook’ta, Twitter’da neyi beğenmiş, kimi takip etmiş, kimin paylaşımını retweet etmiş/beğenmiş, paylaşmış, hangi yorumu yazmış, hangi yoruma nasıl tepki vermiş, hangi dönemlerde ne tür davranışlar sergilemiş’ bunun peşine düşebiliyor. Kendilerince liste yapıp, analiz kabiliyetlerini geliştirip, bu ahlaksal çöküntüden nemalanmaya çalışabiliyor.

Bunları yaparken de belki birilerine yaranmak, belki pozisyonlarını korumak, belki gelecek adına yeni pozisyonlar elde etmek, yeni makamlara talip olmak, yeni mevkilerde at koşturmak veya bulunduğu ortamı terk etmek üzereyken son hamlelerini gerçekleştirmek niyetiyle yapıyor olabilir. Ancak şunu unutuyorlar ki bu tür eylemlerin adı kamuoyunda ispiyonculuk, fitnecilik, ahlaksızlık olarak karşılığını buluyor.  Çünkü zaten bu beğenileri yapanlar, paylaşımları yapanlar herkesin göreceği bir şekilde bu eylemlerini gerçekleştiriyor. Fakat bunlar üzerinden ‘Hiç bilinmiyormuş gibi’ yorum yapıp, çıkarımda bulunup, niyet okuması yaparak kendilerini kullandıranlar, sosyal medyadaki ahlaksal erozyona en büyük katkıyı verenlerin yanında yer alıyor.

Gerçek dünya ile sanal dünya arasında gelgit yapanlar, gerçekte tutunacakları bir alan kalmayınca kendilerine tutunacak sanal bir mecra peşinde koşuyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir