Ahlaksal erozyon (2)

Bu konuyla alakalı birinci yazımızı dizilerin, internetin hayatımızdaki ahlaksal erozyonuna ayırmıştık. Bu yazımızı ise –belki bir öneri niteliğinde- ahlakın en zirve isimlerinden örneklerle zenginleştirip, Kur’an ahlakı ile bitirmek istiyoruz.

Ahlaklı bir fert yetiştirme işi günümüzün belki de en zor görevlerinden biri haline geldi. Anne babaların bireysel yaşamı tercih etmeleri bırakın çocuk büyütmeyi, çocuk yapma düşüncesini bile akıllarından geçirmeyi engelliyor. Burada hiç unutamadığım bir örneği aktarmak istiyorum. Yıllar önce bir tv’’de çalışırken arkadaşlarımızla sohbet ettiğimiz esnada hanımlardan biri şu cümleyi kurmuştu: “Evliyim ama çocuk yapmayı düşünmüyorum. Çünkü onun sorumluğunu taşıyamam ve ona maddi olarak yeterli imkân sunamam.” Ne yazık ki bu düşünce çok yaygın. Fakat aynı hanım, evinde beslediği köpeğe her gün ciddi masraflar yapıp, onun lüks giderlerini rahatlıkla karşılayabiliyordu.

Buradan şöyle bir sonuç çıkarmak da mümkün aslında. İnsan olmak ve insanca yetiş(tiril)mek büyük bir sorumluluk gerektiriyor. O halde biz insanlar şiddetli fırtınaya karşı ahlaksal erozyonu önlemek için karşımızda duran ahlakın zirve isimlerini örnek almalıyız. Bunu yapmak için de tabii ki okumak gerek! Kur’an ve Siyer eksenli yapılan okumalar bu konuda ahlaklı insan modelini bizlere sunmaya yetecektir.

Okuduğumuz ve anlamaya çalıştığımız Kur’an ve siyer kitapları bize şunu gösteriyor ki savaşta, barışta, evde, işte, camide, okulda, çarşıda, pazarda, siyasette nerede olursa olsun ahlakın zirve ismi, bunun en güzel uygulayıcısı, en büyük örneği Hz. Muhammed’(s.a.v)tir. Zaten Kur’an da O’nun en güzel ahlaka sahip olduğunu beyan etmiyor mu?

Prof. Dr. Celalettin Vatandaş’ın “Hz. Muhammed’in (s.a.v) Hayatı ve İslam Daveti”(2 cilt) kitabı, Raşit Haylamaz’ın “Efendimiz” (2 cilt) kitabı, Mehmed Emin Yıldırım’ın “Efendimiz’i Sahabe Gibi Sevmek” kitaplarından aktaracağım alıntılarla ahlakın zirve isimlerini görmeyi temenni ediyorum.

Mesela okuduklarınızda özetle şu cümleler ahlakın tüm özelliklerini gösteriyor: “Amine’nin evi: Anneye sevgiyi ve saygının ahlakı, Hicret: yol ve yolculuk ahlakı, Medine: devlet ve iktidar ahlakı, Bedir: galibiyet ve başarı ahlakı, Uhud: mağlubiyet ve başarısızlık ahlakı, Hudeybiye: barış ve antlaşmaya sadakat ahlakı, Peygamberin (s.a.v) vefatı: ölüm ve ayrılık ahlakıdır.”

İşte bizler din dediğimiz ilahi yapının üç temel esasının (Allah, Kur’an ve Peygamber) yolunda olursak, bu tür ahlaksal erozyonlar en aza inecek ve belki de hiç olmayacaktı(r). Öyle bir hal aldık ki artık kıyafet değiştirir gibi dost, sevgili, arkadaş, eş değiştirir olduk. Hassasiyetlerimizi yitirdik, değerlerimizi kaybettik. Aişe gibi, Fatıma gibi, Nesibe gibi analar olmayınca, Ali gibi, Yusuf gibi, Yahya gibi evlatlar da olmuyor.

Kur’an ahlaklı Hz. Muhammed’in (s.a.v) örnek kişiliği, Hz. Yahyâ’nın ilim-hikmet, kalp yumuşaklığı,  Hz. İbrahim’in fedakârlığı, Hz. Musâ’nın mazlumları himayesi, Hz. Ebu Bekir’in sözünün eri olması, Hz. Yusuf’un nefsine hâkim olması, Hz. Ali’nin cesareti… uzar gider örnekler. Allah, canlılar arasında konuşma kabiliyetini insana lütfetmiş ve bu imtiyazı kullanmanın kaidelerini de belirlemiştir. Bunlar: güzel, bilgiye dayalı, doğru, nazik, yumuşak, ahlaklı olmasıdır. Unutmayalım ki Asil bir nesil yetiştirmek, insanlığın en ulvi bir duygusu ve saadetidir.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir