Afrin’i özgürleştiren kahramanlar

Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümünde Türk tarihinin şanlı sayfasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği, kahraman ordumuzun başarılı operasyonları, necip milletimizin dua ve destekleriyle yeni bir zafer daha eklendi. Çanakkale’den Afrin’e çifte zaferi yaşatan Allah’a hamdolsun.

Dün dedelerimizin yedi düvele karşı verdiği mücadele bugün aynı iman, aynı ruh ve aynı azimle Fırat Kalkanı’nda, Afrin’de onların torunları tarafından yaşatıldı. Dört bir yandan saldırıya geçen hainlere karşı Türk askeri destan yazdı/yazıyor. Hani operasyon öncesinde oba altından sopa gösterenler vardı ya. Bilmem “Afrin’e girmeye kalkarsanız bedeli ağır olur” diyenler, yok “Türk askerinin Afrin’de ne işi var?” diye hayatlarının en anlamsız sorularını yöneltenler…

İşte onlara en güzel cevapları dün Çanakkale’de bugün de Afrin’de verdiler. “Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu / İman ile kuvvet dolu / Aslan yurdu Gelibolu / Çanakkale geçilmez…” dediler. Ve eklediler; “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı / Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı / Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı / Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

Türkiye lideriyle, milletiyle, askeriyle büyük bir özgüven sahibi olup, tehditlere kulak asmadan, bütün emperyalist güçlere karşı meydan okudu. Zalimin pençesinden mazlumu alıp, Afrin’i özgürleştirdi. Cepheye gidenler hedefi ‘Kızılelma’ olarak belirledi. Kızılelma kimilerine göre soyut bir kavramdı. Ancak Mehmetçik için Kızılelma; Türk’ün ulaşmak istediği, ulaşabileceği her türlü hedefti. Düğüne gidercesine şehadete koşanlar için Kızılelma istikametten çok daha ötesiydi.  

1027 rakımlı tepede havan mermisinin altında kalınca “Kendimi değil arkadaşımı düşündüm, Türk askeri olduğum için, bu milletin duasını arkamızda hissettiğim için, Afrin’de zafere ulaşacağımıza inandığım için, Zeytin Dalı operasyonunun karşılıksız kalmayacağını bildiğim için, Afrinli mazlumların yüzünün güleceğini hayal ettiğim için şükrettim” diyen Mehmetçik için Kızılelma çok daha farklı anlamlar ifade ediyordu.

Cepheye giden kumanyalardan çıkan tek sayfalık, belki on satırlık, belki daha da az mısraları taşıyan mektuplar, kahramanlara moral kaynağı oldu. En çok da şehit evlatlarından giden mektuplardan etkilenip daha da devleştiler. Yağmur, çamur, sis demeden 58 gün boyunca operasyona katılıp hedefine ulaşan Mehmetçik, Çanakkale Zaferi’nin 103. Yıl dönümünde bu zaferi, şehitlerimize ve Türk milletine armağan etti.

Tabii kahraman Türk askeri bu zaferi kazanırken, kim bilir “orada mağlup olmamız için” el avuç ovuşturan nice vatan haini vardı. Onlar şimdi ovuşturdukları avuçlarını tuz döküp yalıyorlar. Türk askeri, terör örgütlerine vurdukça, onların inlerine girdikçe ses Avrupa’dan, Amerika’dan, Kandil’den ve içimizdeki işbirlikçilerden geldi. Kara propagandalarla “Türkler sivil katlediyor” diyerek depremlerde, Hama katliamında çekilen görüntüleri, fotoğrafları dünyaya servis edip Türkiye’yi zor durumda bırakmak istediler. ABD’si AP’si “Afrin’den çekilin” diye salya akıttı.

Binlerce TIR dolusu ağır silahı terör örgütlerine gönderdiler. Kimileri “Çekilmezseniz tankların yedek parçalarını vermeyiz” diye tehdit etmeye kalktı. Daha da ileri gidip “Türkiye’nin sınırında 30 bin kişilik sınır birliği kuracağız” dediler. Ama bunların hiçbirine -eskiden olduğu gibi- ‘Peki’ diyen bir Türkiye yoktu karşılarında. Hatta daha da kötüsü anladıkları dilden şu cevabı aldılar: “Terör örgütlerinin üslerindeki bayrakları kendiniz indirin ki o bayrakları biz (Türkiye olarak) size teslim etmek zorunda kalmayalım.”

Şimdi ne oldu? Afrin’e TÜRK BAYRAĞI asıldı. ABD’nin YPG’ye PYD’ye verdiği silahları Türk askeri toplamak zorunda kaldı. Ve en önemlisi hepsinin inlerine girildi.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir