ABD, FETO’yu verip, kimi-neyi ister?

İşgal girişimi ile başlayan 15 Temmuz kalkışması ve FETÖ, PKK, DAİŞ terör örgütlerinin eylemleri karşısında Türkiye’nin ABD’den tek bir isteği var: “Fethullah Gülen’i bize iade edin.” Devletin kurumlarında meydana gelen arıza ve toplumda biriken öfke Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini haklı olarak bu talebe yönlendiriyor. Ancak karşımızdaki ABD olunca iş değişiyor. Hepimiz biliyoruz ki ABD almadan vermez!

Biraz geçmişe gidelim ve bugünkü yaşananların cevabını arayalım. 22 Mart 1999’dan beri yani 17 yıldır bir ülkede yaşayan, yüzlerce ülkede okul, vakıf, dernek kuran bir yapının baş aktörünü ABD gibi bir ülke neden kendi topraklarında, korunaklı bir şekilde barındırır? Ya da ABD herhangi bir çıkarı olmadan –Sayın Cumhurbaşkanın tabiri ile- FETO’yu ülkesinde neden tutar?

1999 yılı Türkiye için sancılı geçen ve 28 Şubat postmodern darbenin ardından gelen önemli yıllardır. 1999’un Şubat ve Mart ayları üç önemli olaya tanıklık etti. Birincisi 15 Şubat 1999’da terörist başı Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildi-gönderildi. İkinci önemli olay 22 Mart 1999’da FETÖ lideri Gülen, ABD’ye gitti-gönderildi. Üçüncüsü 26 Mart 1999’da Recep Tayyip Erdoğan Pınarhisar Cezaevi’ne girdi-gönderildi.

Gerçekten Türkiye çok ilginç zamanlardan geçiyordu. Adeta bir paranteze sıkıştırılıp, şekillendirilmek isteniyordu. Bu kadar tesadüfün üst üste gelmesi filmlerde bile olmayacak düzeydeydi. Ama Türkiye öyle bir ülke ki filmlerde yapılamayanlar gerçek hayatta yaşanıyordu. Dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit “Öcalan’ı neden verdiler anlamış değilim” açıklaması yapıyordu. Buna rağmen Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesi, DSP’yi birinci parti çıkartıp, rahmetli Ecevit’i başbakan yaptırmıştı. Peki, bunun karşılığında ABD ne almıştı?

Öcalan’ı teslim ederek Ecevit’e seçim kazandırıp Başbakan yaptıran ABD, Gülen’i isteyerek belki de Türkiye’yi teslim alıyordu. Şimdi akıllara haklı olarak şu soru geliyor: “1999’da Öcalan ile Gülen takas mı edildi? Şimdi eğer Gülen Türkiye’ye iade edilirse bunun karşısında kim veya ne istenecek?”

Bugün PKK ve FÖTÜ’nün Türkiye’ye verdiği zarar, bunun karşısında ABD’nin takındığı tutuma bakıldığı zaman, bir ‘takas’ olduğu daha ağır basıyor. Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül’ün bugünlerde ısrarla dile getirdiği “ABD, Türkiye’yi kuşatıyor” tezi sanki o günlerde başlamış gibiydi. Çünkü gizli bir el devredeydi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için cezaevine gönderiliyordu.

Öcalan’ı Türkiye’ye teslim edenler, Gülen’i ABD’ye verenler ve Erdoğan’ı hapse atanların amacı neydi? Bu sorulara yönelik şimdiye kadar bir itiraf olmadığına göre akıl yürüterek cevap bulma yolunu tercih etmeliyiz. Öcalan ve Gülen üzerinden Türkiye’yi bağımlı hale getirip, ardından teslim alıp dizayn etmek isteyenler, bu süreçte Erdoğan’ı da en baştan engelleme gayretindeydi. Çünkü bugün yaşananlara baktığımız zaman bu oyunu bozan liderin Recep Tayyip Erdoğan olduğu görülüyor.

PKK terör eylemleriyle Türkiye’nin huzurunu bozmaya gayret ederken, Gülen örgütü de politik bir parti gibi davranıp iktidara talip olmak isteyerek, devletin kurumlarında yapılanmaya gitti. Maalesef bu tablo “Alnı secdeli kişilerden zarar gelmez” tezi ile “savuşturuldu.”

Şimdi şunu da sormak gerekir: “Gönüllüler hareketi” diye yola çıkanların mülki idarede, yargıda, emniyette, askeriyede, eğitimde örgütlenmelerinin amacı ne(y)di(r)? 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir