30 Mart yaklaşırken tarihe düşülen notlar

30 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için sona gelindi. Seçime girecek olan partiler son mitinglerini yaparken, seçime giremeyen parti ve “parti” görünümlü taraflar, ittifak oluşturdukları kesimlere desteklerini arttırdı.

Sizler bu satırları okuduğunuzda –muhtemelen- seçimlere beş gün kalmış olacak. Bu beş günlük zaman diliminde belediye başkan adayları, parti teşkilatları, milletvekilleri ve partilere gönül verenler, kapı kapı dolaşmayı sürdürecek.

Hepimiz biliyoruz ki 2014 yılı Türkiye için zor bir yıl olarak başladı ve öyle devam ediyor. Çünkü siyaset yapmak hiç bu kadar çirkin hale gelmemişti. İftiralar, yalanlar, şantajlar, tehditler, yolsuzluk iddiaları, ses kayıtları, mahremiyetin ifşası havada uçuşuyor. Siyasetin zemini başka alanlara kayarken, siyasetçilerin üslubu da toplumdaki kutuplaşmayı arttırıyor. Bunun en iyi örneğini 30 Mart Yerel Seçimlerine giden bu süreçte gördük.

Yaşanan süreç bir yerel seçim olmaktan çıktı. Hedefler başka yönlere çevrildi. Herkes eteğindeki taşı dökmeye başladı. Parti liderleri ve adaylar yaptıkları mitinglerde, toplantılarda bu sürecin nasıl başladığını, nereye gittiğini ve bu süreçte toplumun ne yapması gerektiğini anlatıyor.

Geçen haftaki mitinglere baktığımızda AK Parti hem Ankara hem de İstanbul’da büyük kalabalığa hitap etti. CHP de İzmir’de AK Parti’nin rekorunu kırmaya çalıştı. Kimilerine göre bu rekoru kırdı, kimilerine göre ise bunu başaramadı.

Ancak mitinglerde dikkat çeken birkaç nokta var ki bunlar tarihe not düştü. Birincisi bu seçimlerde MHP, diğer partilere göre pasif durumda görünüyor. Belki de MHP böyle gösterilerek haksızlığa uğruyor. (MHP’nin Anakara BB Adayı Mevlüt Karakaya da Ayşe Arman’a verdiği röportajda kendisine haksızlık edildiğini söylemiş, seçim yarışının Melih Gökçek ve Mansur Yavaş arasında geçtiği izleniminin oluşturulduğundan yakınmıştı.)

İkincisi CHP, hem sağdan gösterdiği belediye başkan adaylarıyla hem de Fefhullah Gülen Hareketi ile bütünleşerek oylarını arttırmaya çalışıyor. Üçüncüsü BDP, iki ayrı parti olarak strateji belirleyip, yerel seçimlere Doğu ve Güneydoğu illerinde daha kuvvetli asılıyor. Dördüncüsü ve en iddialı görünen AK Parti, yerel seçim stratejisini bir önceki seçimlerden daha fazla oy alarak birinci parti çıkmak ve “Paralel Yapıyı” tasfiye etmek üzerine kurmuş. Durum böyle olunca meydanlarda sadece projeler ve hizmetler anlatılmıyor.

Mesela, AK Parti’nin Ankara mitingi ile CHP’nin İzmir mitingi aynı güne denk geldi. AK Parti, Keçiören’de seçmenlerine seslendi. Başbakan’ın hedefinde yine “Paralel Yapı” vardı. Menderes’e yapılanların şu an kendisine yapıldığını söyleyen Başbakan, Gülen’e sert çıktı. “İmam Hatiplerin açılması mı zoruna gitti?” sorusunu yönelterek bu hareketi bir kez daha terör örgütü olmakla suçladı. CHP, MHP, BDP ve cemaatin ittifaklarını anlattı, “Kiralık adaylarla siyaset yapılmaz” eleştirisinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’deki mitinginde Belediye Başkan Adayı Aziz Kocaoğlu’nun projelerini sıralarken, bir taraftan da Başbakan’a yolsuzluk üzerinden eleştirilerini sürdürdü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de meydanlarda 30 Mart seçimlerini “AK Parti iktidarından kurtuluş” olarak değerlendiriyor. Sokak eylemlerine karşı tabanına demokrasi hatırlatması yapıyor. Şimdi dönüp geriye baktığımızda 17 ve 25 Aralık operasyonlarının, yerel seçimlere giderken belediye başkanlarının projelerini, ülkenin enerjisini, iktidarın hizmetlerini, muhalefetin umutlarını nasıl gölgede bıraktığını görüyoruz. 30 Mart yaklaşırken, tüm bu yaşananlar tarihe birer not olarak düşüyor.

 Gazete PDF:

http://olay-gazetesi.com/gazeteler/20140325gazete.pdf

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir