28 Şubat darbesiyle yüzleşme bitti mi?

28 Şubat davasında sonunda karar çıktı. 21 kişiye müebbet cezası verildi, böylelikle 28 Şubat’ın bir darbe olduğu kabul edildi. Ancak 28 Şubat yargılanıyor ve darbeciler mahkûm olacak diye ümitlenilmişken, 21 darbeci hakkında verilen adli kontrol şartıyla tutuksuz kalmaları Türkiye’nin büyük bir kesimini hayal kırıklığına uğrattı ve Türk Yargısının kararlarını tekrar tartışmaya açtı.

Kararın yeterli olmadığını belirtenlerden biri de TBMM 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek’ti. Karar sonrası Ankara Adliyesi önünde yaptığı açıklamada 28 Şubat darbesinin mahkûm olduğunu ancak müebbet hapis cezası verilen sanıklar hakkında adli kontrolün yeterli olmadığını, tutuklama tedbiri uygulanmamasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade etti. Karara itirazlar edildi. Bakalım mahkemenin kararına yönelik itiraz ve tutuklama talebi nasıl neticelenecek, bunu hep birlikte göreceğiz. (Yazıyı kaleme aldığımda henüz bir gelişme olmamıştı).

Bu konudaki bir başka eleştiri noktası ise bu darbeci generallerin emrindeki Mehmetçiğin durumu. “Kahraman Mehmetçik vatani görevini neden hala darbeci generallerin emrinde yapıyor?” soruları haklı olarak yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Şimdi bu uygulamaya ne zaman son verileceği ve darbecilerin rütbelerinin ne zaman söküleceği merak konusu. Öte yandan 28 Şubat darbesinin diğer ayakları olan medya, üniversiteler, sermaye ve yargıya ne zaman sıra geleceği de merak ediliyor.

O dönem hakları, itibarları, özgürlükleri elinden alınanların yüreğine ne zaman su serpilecek? 28 Şubat’ta mağdur edilenlerden biri olarak bunu beklemek hakkımız olsa gerek. İsterseniz hep birlikte o döneme bir yolculuk yapalım. Hayallerimizin nasıl çalındığına sizleri de şahit kılalım.

Ağrı’nın Tutak ilçesinde henüz 11-12 yaşlarında ilkokulu yeni bitirmiş bir çocuk olarak 28 Şubat denen post modern darbe ile tanışacaktık. İmkânsızlıklar içinde ilk defa bir sınava girmiş ve Aydın Söke İmam Hatip Ortaokulu’nu kazanmanın mutluluğunu tadıyorduk. Ta ki yeni hayaller kurmaya başlayıp acı haberlerle yıkılmanın ne demek olduğunu çocuk denecek yaşta anlayıncaya kadar…

O acı haber; “İmam Hatip Ortaokulu kısmı kapatılmıştır” cümlesiyle hafızalarımıza kazınacaktı. 28 Şubat; çocuk aklımızla hafızalarımızda “Dine, dindarlara, imam hatiplere, başörtüsüne yönelik bir darbedir” şekline tanım bulacaktı. ‘Kader’ deyip gerisine razı olacaktık. Hayallerimizi, umutlarımızı bir kenarda ‘Tüm hakkı saklıdır’ diyerek bekletecektik.

Öyle de oldu. 28 Şubat’ın üzerinden tam 21 yıl geçti. Bu 21 yıl içinde bizler de tarihin derinliklerindeki acı gerçekleri araştırıp okuyarak 28 Şubat’ın siyasi, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarını öğrenmeye çalıştık.

‘İkna odaları’ kavramlarıyla tanıştık. ‘Başörtülüler giremez’ pankartlarıyla askeriye ve üniversite kapılarının donuk yüzüyle karşılaştık. Siyasi partilerin kapatılıp, siyasetçilerin yasaklı hale gelip, masum insanların hapislere gönderildiğini okuduk. Gazetelere manşet atmak ve fotoğraf vermek için tankların nasıl tekrar yürütüldüğünü, askerlerin nasıl fişlendiğini, bilmem hangi halının deseninden nasıl bir irtica örneği çıkartıldığını, Fadime Şahinler, Aczimendiler, Ali Kalkancıların nasıl bir tezgâhta planlandığını gördük. Medyanın tutumuna, paşalara selam çakanlara, vakıflardan, derneklerden isimlerini sildirenlere tanık olduk…

Tüm bunlara karşı bir mücadele ruhu oluştu. Bugünkü siyasi kadroların da içinde bulunduğu Milli Görüş ruhu oluştu. O gün birçok şey kaybedildi ama milli bir ruh kazanıldı. 28 Şubat’ın acı tablosu, o günkü siyasi kadrolar içinden gelen bugünkü iktidar tarafından teker teker ortadan kaldırıldı. Yani o gün kaybedilenler, ‘tüm hakkı saklıdır’ dediklerimiz bugün kazanıldı…  

Çok yakın tarihimizde şunu gördük ki bir gezi olayı, bir darbe girişimi, bir paralel yapılanma, 6-8 Ekim olayları, bir Ergenekon, bir balyoz, 15 Temmuz hain darbe girişiminde fırsatını bulanlar, 28 Şubat’tan daha kötü bir senaryo içinde olabiliyormuş. Hamdolsun millet uyandı! Bundan sonra darbecilere ve darbeye yeltenenlere geçit yok!

Millete, devlete, ülkeye, bayrağa ihanet edenler er ya da geç cezasını çekiyor/çekecek. Önemli olan bu süreçte Türk milleti adına verilen kararların, Türk milletini hayal kırıklığına uğratmamasıdır. Unutmayalım ki 28 Şubat darbesinin gerçekleştirilmesindeki ‘başarıda’ en büyük ‘payın’ kendilerinde olduğunu ispatlamak için birbiriyle yarışan generaller bu 21 kişinin içindeydi. Şimdi ise ‘Kesinlikle hiçbir şey yapmadık’ diyerek birbirlerini suçlama peşindeler.

Soruyla başladığımız yazımızı yine bir soru ile bitirelim: Türkiye’de ‘basit’ yaralama dosyalarından, birilerinin ifadelerinde isimleri geçmesinden dolayı tutuklu yargılamalar olmuş ve oluyorken; anayasal düzeni değiştirmiş, hükümeti devirmiş ve binlerce insanın hakkına girmiş darbecilerin adli kontrol şartıyla serbest kalması adalet ve eşitlik ilkesi açısından bir problem oluşturmuyor mu?

 

 

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir