2019’a doğru ittifak çıkışları

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli her hafta gerçekleşen partisinin grup toplantısında gündemi belirleyen veya uzun süre gündemde tutulan çıkışlara, açıklamalara devam ediyor. Devlet Bahçeli’nin çıkışları, AK Parti tarafından da olumlu karşılanınca iç siyaset bir hayli hareketleniyor.

Bu çıkışların en dikkat çekeni ise 14 Kasım’daki grup toplantısında geldi ve Bahçeli “Şimdi beni iyi dinleyin! (Bunu sadece gruba söylemedi) 15 Temmuz’dan bugüne süregelen tutarlı ve kararlı duruşumuz korunacak ve siyasi duruşumuz tartışmasız muhafaza edilecektir. Yenikapı ruhu ve halk oylaması şuurunun gereği olarak AK Parti’yle cumhurbaşkanlığı hükümet etme sistemini 2019’da tam manasıyla tesis etme maksadıyla sonuna kadar birlikte ve yan yana mücadelemiz sürecektir. Türkiye’nin geleceği için, millet iradesiyle aynı hizada, kümede ve safta duracağız. Bu MHP’nin sözüdür. Bunun adına kim ne diyorsa desin, kendi bilecekleri iştir.”

Bu açıklamanın ardından gözler AK Parti’ye daha doğrusu AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çevrildi. Erdoğan Rusya, Kuveyt ve Katar dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada “MHP ile her türlü adımı atmaya varız. Bu konuda tereddüdümüz dahi yoktur” dedi. Bu iki açıklama iç siyaseti hareketlendirdi. 2019 seçimlerine giderken ‘AK Parti ve MHP ittifakı’ olarak yorumlandı. Zaten Devlet Bahçeli de açıklamada “Bunun adına kim ne diyorsa desin” ifadeleri kullanmış, kamuoyu da bunun adını ‘ittifak’ koydu.

Özellikle 15 Temmuz sonrası AK Parti ve MHP yakınlaşması ve bugün yapılan açıklamalar iki partinin seçimlerde de birlikte hareket etme olasılığının güçlü göstergesidir. Hatta biraz daha geriye gidip 15 Temmuz 2015’te PKK’nin ateşkesi ihlal edip yeniden hendek siyasetine başvurduğun ve bu süreçte yine MHP’nin desteğini hatırlatalım. O gün yine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şimdi olduğu gibi terörle mücadelede hükümete koşulsuz desteğini açıklamıştı.

Bahçeli’nin bu çıkışı ve baraj konusundaki açıklamalarını bazı kesimler kasıtlı olarak ‘MHP baraj sorunu yaşıyor’ şeklinde okuyor. Ama Devlet Bey başka bir şeyden bahsediyor. Birincisi; MHP son zamanlarda siyaset üstü bir politika izleyerek Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı’nın ve Hükümetin yanında oldu. İkincisi ise 16 Nisan referandumunda birlikte getirdikleri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini birlikte icra etmek istiyorlar. Ve bir de Sayın Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi yüzde 50+1’in sırrı var. Elbet de her siyasi parti kendi geleceğinin hesabını da yapacaktır. Ama bu süreçte MHP’nin önceliğinin Türkiye olduğunu, hükümetin yanında yer alarak PKK, DAEŞ, FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadeleye destek vermek olduğunu düşünüyorum.

2019 ittifakına bir yeşil ışık da MHP’nin yanı sıra BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’den geldi. Destici de siyasi partiler yasasını işaret ederek uyum yasalarında bunun yolunun açılmasını işaret etti. Bunun karşısında CHP de çeşitli ittifak görüşmeleri yapacaktır. Özellikle referandumdaki “Hayır” blokunun elde ettiği oy oranını tekrar yakalamak ve AK Parti’nin, özelde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek için hamleler yapacaktır. Bunu da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmalarında görüyoruz. Erdoğan’a karşı çok sert eleştiri getiren Kılıçdaroğlu, Bahçeli’ye karşı daha temkinli davranıyor. Anlaşılan bundan sonra daha çok ittifak yazıları okuyacağız,  daha çok ittifak tartışmaları dinleyeceğiz.

NATO BÜYÜK BİR ALÇAKLIĞ İMZA ATTI

NATO’nun Norveç’te gerçekleşen Trident Javelin isimli tatbikat sırasında daha önce hiç görmediğimiz skandalları ortaya çıktı. Norveç’teki Ortak Harp Merkezi’ndeki (JWC) ilk olayda Atatürk’ün heykeli düşman liderler arasına yerleştirildi. İkinci olayda ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına açılan sahte bir hesapta çirkin paylaşımlar yapıldı. Tam anlamıyla NATO bir alçaklığa imza attı. Türkiye hemen tatbikattaki askerlerini çekti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in açıklama yaparak özür diledi ama yetmez Türkiye’ye gelip bir kez daha özür dilemesi ve bundan sonra böyle bir halt işlemeyeceklerini, alacakları veya aldıkları tedbirleri izah etmesi lazım. Aksi takdirde bu alçaklık NATO’nun özgeçmişinde yerini alacaktır.

Türkiye’ye karşı ikiyüzlülük sadece bununla sınırlı değil ki… Öte taraftan son bir haftadır televizyon ekranlarında dönen Rakka operasyonu öncesi PYD’nin tahliye ettirdiği DAEŞ’li teröristlerin görüntüleri var. BBC’nin ortaya çıkardığı görüntülerde ABD-DAEŞ ve PKK ittifakı alenen görülüyor. ABD öncülüğündeki askeri koalisyon, 350 DEAŞ’linin “gizli anlaşma” ile tahliye edildiğini kabul etti. Türkiye’ye karşı yapılan bu alçaklıklar bundan sonra da artacaktır. Önemli olan kendi içimizde bir ve bütün olmaktır. 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir