15 yıldır dinmeyen acı

Srebrenitsa, Boşnak halkına yapılan katliamın simgesidir. Binlerce insanın öldüğü ve 1 milyona yakın insanın da topraklarından sürüldüğü savaşın 15’inci yıl dönümü. Yıllar geçmesine rağmen hâlâ toplu mezarların bulunduğu günlerin acısı yaşanıyor. Şimdiye kadar açılan toplu mezarlardan 20 bine yakın kurban çıktı ve binlerce de kayıp var…

İşte Srebrenitsa’da kanayan yaranın göstergesi, bu yazdıklarımız. Sırp ordusunun Saraybosna kuşatması tank namlularının altında yapılırken, ezan seslerinin çan seslerine karıştığı bir Saraybosna kuşatması yaşandı.  Tıpkı Gazze’deki gibi, elektrik, yiyecek, içecek, ilaç yoktu. İnsanlar bunları temin edebilmek için yine Gazze’de olduğu gibi, metrelerce tüneller kazdılar.

Tam 3 buçuk yıl bu şekilde şehre yiyecek, ilaç, silah taşıdılar. O tüneller onların yaşam borusu oldu. Aylarca esir tutuldular, ruhları ve bedenleri yaralandı. Erkekler, çocuklar hatta kadınlar katledildi. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından ‘korunaklı bölge’ ilan edilmişti ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlar oldu. Boşnakların ellerinden silahlar toplatıldı. Bu suçun tek ortağı BM değil; bunun yanında ABD, AB ve NATO da vardır.

Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te yaşan katliam ve geriye kalanlar, 15 yıldır dinmeyen acıyı gösteriyor. Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırımın acısı, aradan geçen 15 yıla rağmen hiç dinmedi.

Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu tıpkı, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı katliam gibi. Sanki dünya Sırplara, Boşnakları öldürmeleri için müsaade etmişti, İsrail’e ses çıkarmadıkları gibi. Oradaki dağların her birinde ölüm makineleri vardı ve Srebrenitsa çocukları, her gün ölüyordu. “Birgün tek bir bomba atışıyla okul bahçesindeki 105 çocuğun öldürüldüğü” bilgileri insanın kanını donduruyor.

8 binden fazla kişinin katledildiği, BM ve Lahey’deki uluslararası mahkemenin soykırım olarak tanıdığı bu katliamda; katliamların, tecavüzlerin yanı sıra Boşnaklara ait evler ve köyler yakıldı. Buradaki insanlar dünyanın dört bir yanına göç etti. Savaş bitti, ancak bu insanların köylerine, evlerine dönmesi için güvenli ortam oluşturulmadı. Çünkü savaş suçluları hâlâ buralarda yaşıyor.

Geçtiğimiz günlerde değerli ağabeylerimizden Hikmet Yıldırım’la, gerçekleştirmiş oldukları Bosna ziyaretini konuşurken ilginç detaylara tanık oldum. Yıldırım: “Bize rehberlik eden genç, bizleri iki köye götürdü ve orada babasının katiliyle her gün yüz yüze geldiğini söyledi.” İnsanın, babasının katiliyle aynı yerde yaşaması nasıl bir duygudur? İnanılır gibi değil. Şu cümleler de çok çarpıcıydı: “Boşnakların mahalleleri karanlık içinde, yani hiçbir sokak lambası yok. Ama Sırplarınkinde her tarafta sokak lambası var ve her yer aydınlık içinde.”

Bir başka ayrıntı ise, İran’ın orada yaptırmış olduğu camide göze çarpıyor. Yıldırım: “İran’ın yapmış olduğu silah yardımına rağmen, Türkiye orada daha çok seviliyor. İran’ın yaptırmış olduğu camide İran bayrağı değil; Türk Bayrağı yer alıyor. Türkiye’ye olan sevgileri çok fazla. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu çok seviliyorlar.”

Başbakan Erdoğan ve beraberindeki heyetin, Bosna’ya gitmesi, orada Srebrenitsa’daki yaklaşık 50 bin civarındaki topluluğa hitap ederek “bu acıyı hafızalarımızdan silmeyeceğiz ve silinmesine izin vermeyeceğiz” demesi, cenaze törenlerine katılması çok önemliydi. Başbakan Erdoğan, 15 yıl önceyi hatırlayarak, “bunun bir daha sonsuza dek yaşanmaması” adına mesajlar verdi. Serebrenitsa’da dün yaşanan tablo, ortak acının fotoğrafıydı. Srebrenitsa’da bulunan toplu mezardaki 775 kişi, 15 yıl gecikmeyle son yolculuklarına dün uğurlandı. Bir de ilk yaşandı; mezarlığa ilk kez bir Hıristiyan toprağa verildi.

“İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara gün, 11 Temmuz 1995. Bu tarih insanlığın imtihanını kaybettiği, insan hakları ve küresel barışçı kuruluşlarının maskelerinin düştüğü tarihtir. Bu tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği tarihtir. Bu tarih 8 bin masum Müslüman Boşnak’ın Sırplar tarafından topluca katledildiği tarihtir. Kısacası bu tarih Srebrenitsalı anaların, çocukların ağlaştığı tarihtir.”

Unutulanlar: Boşnaklar, insanlık tarihinde kara bir leke olan Srebrenitsa Katliamı’ndaki unutulan adaletin peşindeler. Katliamın baş sorumlusu olarak gösterilen Sırp komutanı Ratko Mladiç hâlâ bulunamadı. Müslüman olmak ve “Bizim çok fazla talebimiz yok; sadece her insan gibi özgürlük ve haklarımızın iadesini istiyoruz.”demek suç mu?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir