15 Temmuz’un 27 Mayıs’tan farkı neydi?

15 Temmuz hain darbe girişimi teknik olarak 27 Mayıs’ı hatırlatıyordu. Yaş olarak her ne kadar o günlerin canlı şahitleri olmasak da okuduklarımız, anlatılanlar, yazılanlar bize bu konuda bilgi veriyordu.

27’i Mayıs’ı “fiilen” yaşamadık ama 15 Temmuz’u tabiri caizse iliklerimize kadar hissettik. Başkent’te olmanın avantajı bir anda darbe girişimi ile dezavantaja dönüşüyordu. Darbenin, darbecilerin ve darbeye karşı direnmenin ne olduğunu aynı anda yaşıyorduk. F16’ların tepemizden geçtiği karanlık gece, şerefli üniformanın altına saklanmış şerefsizlerin parmaklarının dokunduğu namlulardan çıkan kurşunların ateşi ile “aydınlanıyordu.”

Gecenin sessizliğini kurşun sesleri yırtıyordu. Dünü yaşayanlar –yani 27 Mayıs’ı görenler- o günü çok daha iyi anlıyordu. Çünkü 15 Temmuz da 27 Mayıs da askerin içindeki bir grup cuntacının kalkışmasıydı. Planları aynıydı, uygulamayı yapanlar aynıydı belki de arkalarındaki güçlerin bir kısmı da aynıydı; farklı olan şey ise LİDER ve MİLLET idi.

Köylülüğe sahip çıkan, onun değerlerini benimseyen, elitlerin iktidarına milletin ötekileştirilmiş kesimlerini dahil eden Demokrat Parti’ye karşı “Laik düzenin korunması ve ekonomik nedenleri” bahane edilerek darbe yapıp milleti susturdular, korkuttular, sindirdiler. 27 Mayıs’ta darbeyi gerçekleştiren cuntacılar, herkesin “Çok kibar Başbakan” dediği rahmetli Adnan Menderes’e işkence yapıp O’nu ve arkadaşlarını astılar.

Şimdi bu değerleri benimseyen AK Parti de birilerini rahatsız edecekti. Bu rahatsızlığın temelinde ise dış güçler, başka bir deyişle “Üst akıl” vardı. İçeride önce gezi eylemleri, ardından 7 Şubat, devamında 17-25 Aralık, sonunda ise 15 Temmuz hain işgal girişimi ile AK Parti ve onun bünyesinden yetişen liderler tıpkı DP ve Menderes gibi yapılmak isteniyordu. Ancak 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millet ayağa kalktı ve darbecilere “DUR” dedi.

İtibar kazanan Türkiye, büyüyen ekonomi, art arda hayata geçen dev projeler Türkiye’nin hasımlarını korkutuyordu. Bir maşa lazımdı burayı karıştırmak için. İçeriden kaleyi zorlayanlar başaramayınca bu kez dışarıdan önce PKK, ardından DAEŞ’i denedi, başarılı olamadılar. Geriye millettenmiş gibi görünen, dini cemaat kılıfına bürünen, yıllarca iktidardan beslenen FETÖ kalmıştı. Sahneye çıktı ve ABD’nin, Batı’nın kendisine verilen rolünü oynadı. Kaybeden kendi oldu. Bunu yaparken kendi kirli örgütüyle birçok masumun da hayatını kararttı.

27 Mayıs’taki cuntacılar darbeyi başardı ama 15 Temmuz’daki FETÖ’cüler çok şükür ki başaramadı.

27 Mayıs’takiler başbakan astı, bakanları astı, bu hainliklerine rağmen TBMM’yi, MİT’i, Özel Kuvvetleri, Emniyeti bombalamadı.

15 Temmuz’daki hainler, millete kurşun sıktı, tankların namlusunu millete doğrultup, F16’ları halkın tepesinde uçurttular. Millet iradesinin temsil edildiği TBMM’yi Emniyet’ti, Özel Kuvvetleri, Boğaz Köprüsünü, Genelkurmay’ı ve birçok yeri bombaladılar.

27 Mayıs’taki hainler başbakanı, bakanları asarken, 15 Temmuz’daki hainler ise cumhurbaşkanını öldürtmek üzere özel TİM görevlendirdiler. Milli iradeyi tankla, tüfekle ezmeye kalktılar. Yüzlerce vatan evladını şehit edip, binlerce sivil kahramanı gazi bıraktılar.

En önemlisi de 27 Mayıs’ta milleti susturanlar, 15 Temmuz’da LİDER’i ve MİLLET’i unuttular. Türk milleti yeniden ayağa kalktı! Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan BM’de dünyaya seslenirken “Burada karşınızda bulunuyorsam milletimin asil ve cesur duruşundandır” diyerek bu gerçeği vurguladı.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir